Anksiyete

Anksiyete (kaygı), organizmanın tehlikeyi haber veren biyolojik korunma sistemidir. Anksiyete kontrol edilmediğinde fiziksel belirtiler verir.

Vücut ve zihin işbirliği yaparak, en kısa zamanda tehdidi karşılamak için hazır olmaya çalışır.

Anksiyete Belirtileri

Anksiyete yani kaygı duygusu;

Kalp çarpıntısı,
Hızlı nefes alıp verme,
Terleme,
Titreme,
El ve ayak parmak uçlarında üşüme,
Midede boşluk hissi,
Yutkunmada güçlük gibi bedensel duyumlara sebep olur.
Huzursuzluk, yerinde duramama ve gezinme isteği de bu belirtilere eşlik edebilir.
Anksiyete belirtileri temel olarak beyin hücreleri arasında iletişimi sağlayan serotonin, GABA gibi sinir ileti maddelerinin düzeylerinde dış uyaranların veya içsel süreçlerin neden olduğu değişikliklerle ilişkilidir. Anksiyete, el titremesinden felce kadar tüm nörolojik belirtileri taklit edebilir.

Anksiyetede, potansiyel bir tehlike algılandığında kaygı devreye girerek organizmanın zarara uğramasını engeller ve yaşamın devamını sağlar. Örneğin, ormanda yürürken bir ayı ile karşılaşıldığında, kaygı merkezi alarma geçerek organizmaya “kaç” mesajı verir. Kalp atışı ve nefes alış verişi hızlanır, bu da kaslara daha fazla oksijen gitmesini sağlar. Böylece daha hızlı kaçabiliriz.

Eğer anksiyete, gerçek bir tehdit unsuru olmaksızın sanki tehlike varmış gibi, abartılı şiddette ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyecek şekilde ortaya çıkıyorsa; süreğen endişe veya dehşet duygusu ile ilişkilendiriliyorsa bu “anormal anksiyete” diye söz edebileceğimiz, klinik ilgiyi hak eden patolojik bir olgudur.

Patolojik kaygının ( anksiyetenin) sıklığı, süresi ve şiddeti önemli ölçüde değişkenlik gösterir. Kendiliğinden, beklenmedik anda ortaya çıkan kısa süreli, yoğun kaygıya “panik atağı” adı verilir. Bu durumda kişi bedensel duyumlarına aşırı ilgi göstermeye başlar. Örneğin kalp çarpıntısı kalp krizi olarak yorumlanabilir. Spesifik durumlar veya nesnelerle karşılaşıldığında ortaya çıkan kaygı ise “fobi” ya da “durumsal anksiyete” olarak adlandırılır. Örneğin agorafobide, kişi kalabalık dükkanlara, sinema veya tiyatroya gitmek istemez. Kaygı atağı yaşaması durumunda bu yerlerden kaçıp çıkmanın zor olacağı, kimsenin yardım edemeyeceği, doktora ve hastaneye ulaşamayacağını düşünür. Fobiler özgül olabileceği gibi sosyal durumlara ilişkin de olabilir. Örneğin, okulda veya iş yerinde diğer kişilere sunum yapmak, diğer insanların olduğu yerlerde yemek yemek, davetlere gitmek sosyal fobisi olan kişi için oldukça korkutucudur. Diğer kişilere alay konusu olacağı, rezil olacağı gibi düşüncelerle yoğun uğraşı halindedir. Takıntılı düşüncelerin yarattığı kaygıyı gidermek adına tekrarlayan davranışların eşlik ettiği anksiyete türü ise “obsesif kompulsif bozukluk” olarak adlandırılır. Örneğin, kirlenme ve mikrop kapma endişesi olan bir kişi, temizlenmek amacı ile defalarca ellerini yıkayacaktır. Kişinin başından geçen korkutucu, üzücü, kaygılandırıcı bir olay sonrasında korku yaşamaya başlaması ve bu korkuya eşlik eden bedensel duyumların ortaya çıkması ise “travma sonrası stres bozukluğu” adını alır. Savaş, işkence, tecavüz, doğal afet gibi olaylara maruz kalmak ve bunlar sonrasında yaşanan anksiyete bulguları rahatsızlığın çekirdeğini oluşturur. Anksiyete de kişi, olumsuz anları tekrardan gözünün önüne gelen resimler veya düşünceler şeklinde yeniden yaşantılar. Uykusuzluk, ani hareket ve seslere karşı aşırı hassasiyet ve fiziksel ağrılar bu rahatsızlıkta en sık görülen belirtiler arasındadır.

Anksiyete Tedavisi

Yukarda bahsi geçen belirtilerden bir ya da birkaçını yaşıyorsanız, en kısa sürede bir psikiyatri uzmanına başvurunuz. Öncelikle durumunuza tanı konması, sonra da uygun tedavinin verilmesi gerekir. Temel tedavi opsiyonları anksiyolitik ve antidepresif ilaçlar ile bilişsel-davranışçı terapidir. Bir uzman klinik psikolog tarafından uygulanacak basamaklı maruz bırakma çalışmaları, nefes egzersizleri ile bilişsel ve davranışçı müdahalelerin tedavi sonucu üzerinde önemli bir etkisi vardır.

 

Uzmanlarımız

Prof.Dr. K. Nevzat TARHAN
Psikiyatri Uzmanı
Prof.Dr. Hüsnü ERKMEN
Psikiyatri Uzmanı
Prof.Dr. H. Nesrin DİLBAZ
Psikiyatri Uzmanı
Prof.Dr. Sermin KESEBİR
Psikiyatri Uzmanı
Doç.Dr. Gül ERYILMAZ
Psikiyatri Uzmanı
Doç.Dr. Işıl GÖĞCEGÖZ
Psikiyatri Uzmanı
İLETİŞİM

İletişim Formu