ÖNEMLİ BİLGİLER

ÇOCUKLUK ÇAĞINDA DEPRESYON (Kitapçık)

  

Depresyonun kısaca tanımı nedir?

Depresyon, kişinin stresinin dışa vurması, varolan strese verdiği tepkidir. Herkes bunu farklı şekillerde ifade eder ve farklı davranış şekilleriyle yaşar. Bununla birlikte, genel olarak belli tanı grupları mevcuttur ve bir takım psikiyatrik rahatsızlıklarla beraber görülür.

  

• Depresyonun birlikte görüldüğü psikiyatrik sorunlar nelerdir?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme güçlükleri, davranım bozukluğu, karşı olma-karşı gelme bozukluğu, birtakım bedensel engeller ile birlikte depresyon görülebiliyor. Bu gelişimin dönemleriyle çok bağlantılı olabiliyor. Çocukta depresyon her zaman tek başına ortaya çıkmıyor. Çocukluğun farklı dönemlerinde de farklı görülüyor. Gelişimin farklı dönemleri çocuk için gerçekten çok önemlidir. Çocukluk çağını bir takım dönemlere ayırabiliriz. Bunlar bebeklik dönemi, oyun çağı dönemi, okul çağı dönemi, ergenlik dönemidir. Bu dönemlerde depresyona neden olan gelişimle ilgili sorunlar var. Çocuk, gerek kendi eksiklikleri nedeniyle, gerekse dış etkenlerden dolayı, varolan stresin kendine yansıması sonucunda ve uyum sorunlarının buna eşlik etmesiyle birlikte depresyona girebiliyor. Çocukta depresyon zor kabul ediliyor.Toplumda büyüklerin depresyonu çocukların depresyonuna oranla daha bir kabul görüyor. Yaşam şartları, evlilik, iş sorunları buna neden olabiliyor düşüncesiyle daha kabul ediliyor ve çoğu kez bebekler ve çocuklarda depresyon olmuyor diye düşünülüyor ama depresyon yaşanıyor bu dönemlerde de.

 

• Çocukta depresyonun nasıl ortaya çıkar?

0-18 ay döneminde anne ile çocuk arasında bağlanma çok önemlidir. Bağlanmanın oluşması, fiziksel temas, göz teması o kişinin çocuğa yaklaşımı, çocukla kurduğu ilişkiyi içeriyor. Bu bağlanma gerçekleştiği zaman, bebeğin kendine ve dış dünyaya güveni oluşuyor ama bu sağlıklı gerçekleşmezse depresyon ya da iletişim bozuklukları ortaya çıkabiliyor.

• Hangi durumlarda gerçekleşiyor?

  

Annelik kimliği ile kadınlık kimliğinin karışması

Annenin duygusal durumu, depresyonu, doğumdan sonra gelişen depresyon ve mutsuzluğu çocukla kuracağı bağlantıyı bozuyor. Kadınlık kimliği ile annelik kimliğini karıştırma, belki eşle yaşanan sorunlar, bebeğe nasıl yaklaşacağını bilememe, çocuğa sunulan uyaran azlığı, duygusal olarak bebeğin ihmal edilmesi, ihtiyaçlarının yerinde ve zamanında karşılanmayışı, yeterince fiziksel temasla sevilmeyişi depresyonu ortaya çıkartıyor.

 

• Çocukta depresyon tablosu nasıldır?

Ağlama, huzursuzluk, uyku düzeninde bozulmalar, kilo kaybı, disiplinin tutarsızlığı, iştah azlığı, çocuğun göz teması kurmaması, uyaranlara tepkisiz kalması, hoşlandığı şeyleri yapmak istememesi, sindirim sorunlarının olması, vücut ağrılarının olması gerekenden az ya da çok olması, bazen gaz problemlerinin olması, oyuncaklarını atması, kırması, kapıları çarpması gibi tepkiler verebiliyor çocuk. Bebekler ve çocuklar, davranış dilini kullanıyor. Davranış bozuklukları ortaya çıkabiliyor, gelişimin aksaması, belli dönemlerde çocuğun kazanması gereken becerileri kazanamayışı, yürümenin gecikmesi tuvalet alışkanlıklarının gecikmesi, motor becerilerinin aksaması gibi gecikmeler de söz konusu olabiliyor.

 

• Çocukluk döneminin önemi nedir?

2-7 yaş gibi, okul dönemine kadar olan en kritik dönemdir. Kişiliğin temellerinin atıldığı ve tepkilerin en net göründüğü dönem olması açısından da önemlidir. Yine bu dönemde model olmak çok mühimdir. Öğrenmenin yoğun olarak gerçekleştiği, çocuğun bireyselleşmesinin ilk adımlarının atıldığı, sosyalleşmenin olduğu dönem bu dönemdir. O nedenle ebeveynler bu kritik döneme çok dikkat etmelidirler.

 

Bu dönemde meydana gelen depresyonun nedenleri

Anne ya da bakım veren kişinin çocuğa bağımlılığı söz konusudur. 'Çocuklarda aşırı bağımlılık var1 deriz ama buradaki asıl bağımlılık ona bakanın bağımlılığıdır. Anksiyöz kişiler, aşırı bağımlı kişiler çocukta da aynı tabloyu yaratırlar. Örneğin anne, çocuğuna zarar geleceğini düşünüyorsa, kendi yaşadıklarını çocuğu yaşasın istemiyorsa çocuğa farklı davranıyor. Eşiyle ayrıysa, orada yaşadıklarını ilişkiye yansıtıp çocuğu adeta fanusta yetiştiriyor gibi bakar ona. Çocuk bu davranışlar nedeniyle becerilerini kazanamıyor. Bu tarzda yetişen çocuklar kendi başına kalınca da birisi onu yönlendirmeden ne yapacağını bilemiyor. Bu çocuklar birey olamadığı için kendine güveni olmuyor. Çocuğun kendine güveninin olmaması, anne ya da bakım veren kişilerle ilgilidir.

 

Çocukta ayrılma kaygısı

 Bağımlı anne veya bakıcı elinde yetişen çocuk ayrılma kaygısı yaşayabiliyor. Bu çocuklar okula gitmek istemiyor ve sürekli ağlıyorlar. Yanlış davranışlar nedeniyle korkular oluşuyor. Bu durum, okula adaptasyonda problem oluşturuyor. Okul başarısızlığına neden oluyor. Bağımlı anne ya da bakıcı elinde büyüyen çocuklar aktivitelere katılmama, agresif davranışlar şeklinde davranışlar geliştiriyor. Tüm bunların yaşanmasıyla çocukta depresyon gelişebiliyor. Çoğu kez psikiyatrik yardım gerekiyor bu durumda çocuklara. Mutlaka çocuğun psikoterapi almasının gereğine inanıyoruz.

 

Psikorerapiye katılım nasıl olmalı?

Psikoterapide, önce aile çalışmaları hedefleniyor. Bu terapiler de aile tutumları   çalışılıyor, çünkü aile davranışlarının değişimi önem kazanıyor sonuç almak için. Depresyon yaşayan çocuğun anne babasının ruh sağlığı ve öğretmenin kendisine davranışları bu aşamada önemlidir. Tedavi ekibi, aile ve öğretmenin işbirliğine girmesi gerekiyor. Öğretmenin çocuğa güven vermesi lazım ki, oda okulda kendisini güvende hissetsin. Çocuğun kendisinin psikoterapiye gelmesi önemli ancak bu yalnız çocukla sınırlı kalmamalı, aile ve öğretmende katılmalıdır.

 

• Çocukların gösterdikleri davranış sorunları nelerdir?

Alt ıslatma, dışkı kaçırma, parmak emme, bedensel şikayetler, mide bulantıları, ağlamalar, mastürbasyon yoğun görülüyor. Klinik çalışmalarımızda ailelerin mastürbasyonla ilgili fazla kaygı yaşadığını gözlüyoruz. İlk dönemlerden itibaren çocuğun bedenini keşfi önemlidir. Bu davranış yoğun değilse sorun teşkil etmiyor. Suçluluk yaratmamak lazım, eğer yoğunsa bir sorun vardır ve yardım alınmalıdır. Kazandığı bir takım becerileri kaybetmesi yani regresyon, yemek yemeyi beceremeyişi, anneden yardım istemesi gibi davranışlar da görülebiliyor.Yeni kardeş depresyona sebep olabiliyor. İkinci kardeş de bazen depresyon yaratıyor ve bu tablo görülüyor. İlk ve tek çocuklar bunu çok yaşıyor. Çocuk burada, annem babam beni sevmeyecek mi endişesini yaşıyor. Bazen kardeşe zarar vermek gibi bir tepki geliştiriyor. Bazen de kardeşi çok sevdiğini gösteriyor. Anne ve baba, kardeş kıskançlığına inanmıyor fakat çocuk, bu çatışma ve güçlük duygusunu aynı anda yaşayabiliyor. 'Canım çok sıkılıyor diyen çocuklar'dır bunlar. Uyku sorunları iştahın az veya çok olması, sürekli yönlendirilme ihtiyacı ve korkular çok görülüyor. Kendini güvende hissetmediği için bunlar oluyor.

 

Çocuğun kendini evdeki tartışmalardan sorumlu tutması

 Evde bir stres ortamı varsa, öfke patlamaları varsa, çocuk suçluluk hissediyor. Çocuklar, yaşadıkları sorunlarda kendilerini sorumlu tutuyorlar. Çocuk, somut düşündüğü için böyle davranıyor. Kendisiyle ilgili yaşanan kavgalar da suçluluk duygusuna neden oluyor. Ayrıca, anne babanın disiplin farkının oluşu da çocukta çatışma yaratabiliyor. Dürtüselliğin yoğun olduğu durumlarda, çocuk kendini kontrolde zorlandığı için sık uyarı alıyor. Bu nedenle uyum sorunu ortaya çıkıyor ve yine depresyon gelişebiliyor. 'Çocuğum çok sinirli, okula gitmek istemiyor' Çocukla baş edilemiyor, çok sinirli, günlük işlerini yaptıramıyoruz, okula gitmek istemiyor, kardeşe çok zarar veriyor, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu oluyor, okul başarısı ve yaşam kalitesi düşüyor. Daha yoğun olarak, ilkokula başlama döneminde oluyor. Yalnız kalma korkusu, güvensizlik, çekingenlik ya da agresiflik şeklinde ortaya çıkabiliyor. Aslında çocukta korkular normaldir, savunma mekanizmalarının gelişmesi için gereklidir. Fakat, tetikleyen şeylerin olması, bağımlılık, güvensizlik, travma gibi ve bu konular çok konuşuluyorsa çocukta korkular yoğun yaşanır. Bu durum da depresyonu tetikler.

 

Okul döneminde yaşanan sorunlar

Bu dönem de 8-11 yaş civarını içeriyor. İlkokul dönemi çocuğun ilk kurallı ortamıdır. Anaokulu biraz daha oyun ağırlıklıdır. İlkokulla birlikte çocuk kurallı sosyalleşme  ortamına girmiş oluyor. Bu dönem çocuğun performansını, öğrenme becerilerini ortaya koyduğu bir dönemdir. Burada çocuğun zekası yüksek olsa bile, uyum sorunları yaşanıyorsa ya da öğrenemediğini fark ediyorsa,hiperaktivite, öğrenme güçlükleri gibi sorunlar yaşıyorsa zamanla uyum sorunu, başka şeylerle ilgilenme, dikkatini sürdü re meme görülebiliyor, depolamak ve geri çağırmak için birtakım teknikler gerekiyor. Kardeşi evdeyse onu kıskanıyor. Dürtüselliği varsa yine uyum sorunu oluyor. Bazı vakalarda, takıntılar oluşabiliyor. Ailede de takıntı zemini varsa çocukta bu stres durumunda daha net ortaya çıkıyor. Kıyafetiyle fazla ilgilenme, yemek seçme, koklama gibi takıntılar gelişiyor. Ergenlik dönemi uçlarda yaşanır. Ergenlik dönemi ise 16 yaşına kadar olan dönemdir. Genelde bu dönem, başlı başına tartışılması gereken bir dönemdir. Ayrıca ailenin önemini yitirdiği, çevrenin daha çok önem kazandığı, ergenin duygularını uç yaşadığı bir dönemdir. Sevinçleri, korkuları, kızgınlıkları, üzüntüyü en uçlarda yaşıyor. Hele de bağlı yetiştirildiyse sorun daha da büyüyor. Korunup kollandıysa bu dönemde aileye tepkiler, çıkışlar fazla oluyor çünkü bireyselleşmek istiyor çocuk ama aile o tutumları bırakmak isteyemeyince ciddi çatışma yaşanıyor. Çatışmalar aile dinamiklerini alt üst eder. Disiplin sorunu da varsa durum iyice zorlaşıyor. İlişki sorunu, aile içi sorunlar, intihar, bağımlılıklar, evden kaçma düşünceleri çok oluyor. Ergende öfke patlamaları ve tikler ortaya çıkıyor. İçe kapanım veya agresiflik oluyor. Bazen takıntılar yoğunlaşıyor. Yaşanan çatışmalar, aile içi dinamikleri bozuyor. Bazen bu sorunlar ergenlikte daha belirgin şekilde ortaya çıkıyor. Aile, çocuk ve ergen çalışmalarında ön plandadır. Aile, çocuğun sorununu fark edemez ya da kabul etmezse, problem daha da büyüyebiliyor. O nedenle ergenlik döneminde ailelerin daha uyanık, anlayışlı ve bilinçli olmaları gerektiğini bilmelerini hatırlatıyoruz.

 

Kendini bırakarak ortaya çıkan depresyon

 Ergenlik, ikinci bireyselleşme dönemi ve bebeklikten sonraki en hızlı gelişimdir. Adaptasyona zorlanır, sosyal roller açısından arkadaş ilişkileri, aile içi konum, ilişkiler açısından bir adaptasyon gerekiyor. Yeniden bir kişilik yapılanmasına zorlanıyor bu dönemde ergenler. Dünyanın bu kadar çok talebine karşı bu çocuklar ergenlikte kırılgan olmaya adaydır. Bağımlı çocuk büyüten anneler buna neden oluyorlar. Çünkü bu çocuklar tembeller. Ergenlerde içe kapanma fazla oluyor. Kendini bırakma ergenlik depresyonlarında çok tipiktir. İştahta bozulma görülür. Kavga çok fazladır.

 

Depresyon her yaş döneminde olabilir

 Çocukta depresyona girmeden önce depresyonun kelime anlamına bakalım. Depresyon, ruhsal çökkünlük demektir. Her yaşta ruhsal çökkünlüğe girebiliriz. Dolayısıyla  depresyon ya da ruhsal çökkünlük bebeklerde de, okul çağında da, gençlerde de, yaşlılarda da görülür. Çocuklarda yaşanan depresyonun farkı nedir? Çocuklar gelişim sürecindedir, her yıl hızlı geliştikleri için farklı yaşlarda çok farklı tepkiler görülüyor. Depresyon farklı yaşlarda çok farklı belirtiler gösteriyor. Özellikle çocuklarda bu durum daha belirgindir. 4 yaşındaki çocukta depresyon yaşar ve bu yaşta belirtisi farklıdır, 11 yaşındaki çocukta depresyon yaşar ve yine bu yaşta belirtisi farklıdır.

 

• Bebekte depresyon nasıl anlaşılır?

Depresyonun kendisini göstermesi bebekler çok farklı iken büyükler de farklıdır. Bebeklerin depresyona girmesinde gözden kaçan fark küçük çocuğun kendini ifade edememesidir. Depresyona giren bebek nasıl anlaşılır? Ya çevre çocuktan rahatsız oluyor ya da çevre onun durumundan sıkıntı duyuyor. Çocuk sıkıntıyı tek başına yaşamaz aslında. Çocuk bir aile sistemi içinde yaşadığından sıkıntı tüm aileyi etkiler. İşte bu etkilenme sonucunda tüm aile durumu hissettiğinden çocuk için yardım almak için çocuk uzmanı psikiyatri ve psikologlara müracaat edilir. Klinik başvurusu bu şekilde olur. Bebeğin depresyonunda meydana gelen davranış bozuklukları aile tarafından iyi fark edilmelidir.

 

Anneye bağlanma bozukluğu

 İlk üç yaşta duygusal anlamda rahat olmayan çocuk gelişemiyor. Duygusal olarak beslenemeyen çocuğun gelişmesi de aksıyor. Bizim tepkisel bağlanma bozukluğu dediğimiz tablo çok sıktır. Anneyle bağlanması bozuk olan bebeğin gelişiminde aksamalar olur. Bazen bu bozukluk otistik bozuklukla karışıyor ve bu çocukların çoğunun depresyonunun nedeni, anne depresyonudur. Bebeklik depresyonlarının altında anne depresyonu yatıyor.

 

Çocuğa travmaların etkisi

Bunun yanında özellikle ilk iki üç yıl içinde yaşanan travmalardan çocuk çok etkileniyor. Baba kaybı, anne kaybı, ayrılıklar, odanın değişimi bile onu depresyona sokuyor. Kliniğimize getirilen öyle çocuklar görüyoruz ki, gelişimi çok aksamış oluyor. Otistik profili veriyorlar bu çocuklar. Çünkü aile büyükleri kendine öylesine dönmüş oluyor ki, çocuğun gelişimi de aksıyor.

 

Kazanılan yetilerin kaybolması 

Günlük rutininin bozulması, çocuğun beslenme düzeninin bozulması çok örseleyicidir. Aynı şekilde ağlaması, yememesi, içmemesi düşündürücüdür. Bazı çocuklarda büyüdükçe bunları ve aileyi rahat bırakmama gibi tepkileri görüyoruz. 2-6 yaş arasında ise çocuğun kazandığı yeteneklerinin geri gitmesi olabilmektedir. Altını ıslatmayı bırakan çocuk birden ıslatmaya başlayabiliyor. Veya yalnız yatan çocuk birden anne baba ile yatmaya başlıyor. Depresyondaki çocuk mızmız olur. Depresyon yaşayan çocukta huzursuzluk ve ağlama halleri ortaya çıkıyor. İsteksizlik görülüyor. Depresif çocuklar mızmız oluyorlar. Bu çocuklar okula gitmek istemezler ve yalnız kalmaktan kaçınırlar. Buluğ çağına kadar ki çocuklarda arkadaş ilişkileri bozuk oluyor. 

 

Üzerinde ruhsal baskı hisseder

 Okul çağı başladığında depresyondaki çocuğun en sık ödediği bedel, okul performansının düşmesidir. Özellikle buluğ çağına gelen çocuklar kendini çok iyi anlatamıyorlar, bunun nedeni de üzerlerinde ruhsal bir baskı hissediyor olmalarıdır. Bu baskıyı anlatamıyor olmaları da onları sıkar. Buluğ çağına geldikten sonra çocukluk dönemi sorunları bitiyor ama bu defa büyümenin sancıları başlıyor. Çevre ve aile ilişkisi iyi olan çocuk bu dönemi sorunsuz atlatıyor ama eğer aile ve çevre ile iletişimi iyi değilse kendine olan özgüveni yıkılabiliyor.

 

Anne babasında depresyon olan çocuklarda depresyon oranı

 Genetik sorunlar depresyona neden olabiliyor. Genetik yatkınlık depresyonda önemlidir. Hem anne, hem babada varsa depresyon, yüzde 50 çocukta da ortaya çıkıyor. Onun dışında aile ile ilgili etkenler fazladır. Kaotik aile ortamı depresyon için büyük bir zemin oluşturur. Anne, baba geçimsizliği, iletişimsizliği çocukta güvensizliğe neden oluyor. Biçimlendiren, yönlendiren aileler bazen ezici olabiliyor. Anne ve çevredeki depresif insanlar, kritik yaşam olayları, aile ortamındaki negatiflik de öğrenilen bir şeydir. Depresyondaki anne ve babanın çocuğu da depresif olabiliyor.

 

Depresyonda biyolojik neden

Depresyonda biyolojik neden var mı denirse, tabii ki vardır. İnsan beyninde serotonin ve dopamin gibi bazı maddelerin dengesindeki bozulmalar depresyona neden olmaktadır. Kullanılan ilaçlar bunu destekliyebiliyor. Depresyona yatkın insanların beyinleri daha farklı çalışıyor. Daha kırılgan olmaya yatkın oluyorlar. Strese dayanma, stresle başa çıkan savaşçı bölgeleri daha zayıf diyebiliriz. Problemle başa çıkamamak depresyona neden oluyor. Depresyonun öğrenilmiş alanı da vardır. Bazı beyin negatifi, olumsuzu daha çabuk görüyor. Olaylar karşısında esnek olamıyor. Depresyon bazı başka psikiyatrik rahatsızlara da eşlik ediyor. Eğer sizin bir probleminiz varsa ve bununla başa çıkamıyorsanız bu sizi depresyona sokar. Başa çıkılamayan ruhsal ve fiziksel sorunlar depresyon nedenidirler. Zekası düşük, obsesif kompülsif bozukluğu olan çokçuklarda depresyon fazla olmaktadır. Altta yatan psikiyatrik sorunlar da fazladır. Diyabet, kanser gibi hastalıklar da depresyona neden oluyor. Depresyonun pek çok nedeni olabilmektedir.Sorun fark edilmediğinde uzman yardımı gecikiyor. Aileler eğer gerçekten duyarlı ve hassas ise erkenden çocuğundaki sorunu fark ediyor, ama bu donanım yoksa erken fark edilmiyor. Çocuğun davranışlarının kendi isteği ile ortaya çıkmadığını bilmeyen ailelerde uzman yardımı almak gecikebiliyor. Bu aileler durumun farkında olmadıklarından çocukla birbirlerine giriyorlar. Şiddetli kavgalar ve atışmalar yaşıyorlar. Ancak bu tartışmalar üzerine çocuklarını klinik yardımı almak  için getiriyorlar. Aile önce kendisi çözmeye çalışıyor. Depresyon yaşayan çocuk uyumsuzluklar gösteriyor. Aile ile çeşitli kavgalara giriyor. Zıtlaşmalar yaşanıyor, karşı gelmeler ortaya çıkıyor. Çocuğun bu uyum sorunu ile aileler bir süre kendileri uğraşıyor. Hiçbir çocuk veya ergen bir haftalık depresyondayken getirilmiyor. Büyüyünce geçer, biraz bekleyelim çocuk durulsun türünden yaklaşımlar oluyor. Çocuğun yaşadığı depresyon başka klinik tablolarla karıştırılıyor. Tedaviye anne baba da katılmalı.Çocuktaki depresyon farklı klinik tablolarla karıştırıldığında aile 'Çocuk başarısız, çalışmıyor şeklinde bakıyor olaya. Söz dinlememesinden yakınılıyor. Anne baba daha çok kendi rahatsızlığına odaklanıyor ve bu çocuklar bize geç getiriliyor. Erken getirilirse sorunları daha çabuk çözülecek. Çocuklarda depresyonun tedavi başarı oranı yüksektir. Tedavi planlamasına çocukla beraber anne babayı katarak çalışmak daha çabuk sonuç aldırmaktadır. Anne baba uyumu yoksa dirençli depresyonlar zorlayıcı oluyor. Çatışma ortamı özgüveni yok ediyor. 15 yaşında bir erkek hastamız küçük yaşlardan itibaren ebeveyn çatışması yaşıyordu. Çocuk zekiydi. Yaşanan olaylardan etkileniyordu. Anne baba kendi derdine düşmüştü. Çocukta değişik yaşlarda farklı tablolar ortaya çıkıyordu. Çocuk sinyal veriyordu ama aile anlamıyordu. Kendi ilişkileri çerçevesinde bir şeyler yapılıyordu ama karı koca çatışması çocuklara yansıyordu. Bu durum devam ettiği için çocuktaki depresyon dirençli hale geldi. Yaşanan çatışmaların çocuğun kişiliğine yansıması kötü sonuçlara neden oluyor. Çocuğun güven ilişkisi alt üst olmuştu. Özgüveni sıfırlanmıştı. Çocuk anne babasına açılmayan, suskun, mutsuz bir çocuk olmuştu. Bu çatışmaların içinde yer alan çocuklar çevreye negatif bakan birisi haline geliyorlar. Çocuklarda depresyon riski, kişiliği olumsuz belirleme, geliştirme riski bu çatışmalı ortamda yüksek olmaktadır. Çatışmalı ailelerde büyüyen çocuklarda tembel olma riski de yüksek olmaktadır. Bu çocuklar çevreyle uyumsuz erişkinlik adayıdırlar. Genetik zemini de varsa erken yaşta keşfedilmesi önem arzeder.

 

Depresyon tedavisinde ilaç kullanımı

Depresyon tedavisi çok yönlüdür. Bunların içinde ilaçla tedavide vardır. Nedense ilaç tedavisi denildiğinde, bazı anneler babalar korkuyorlar. Basında yer alan kimi yanlış haberin bu tutumda etkisi vardır. Çocuğun başka tedavilerinde de ilaç kullanılmaktadır ama orada aynı tedirginlik görülmüyor. Örneğin üşüten çocuğa antibiyotik veriliyor. Çocuğun yaşadığı depresyon da beyinle ilgili bir sorundur ve o nedenle hekim tarafından ilaç verilmektedir. İlaca karşı çıkıştaki mantık tutarlı değildir. Bu yanlış bilgiler sebebiyle çocuk tedavisiz bırakılmamalıdır.

 

Anne babada ilaç kaygısı

Anne baba ilaç denilince ürkebilmektedir. Kulaktan dolma bilgilerin etkisi ile ilaçtan kaçınabilmektedir. Bu doğru değildir. Çocuğun tedavisini üstlenen psikiyatri uzmanının kontrolünde yapılan tedavi planına uyulmalıdır. Anne babaların ilaç alındığında çocuğun hayatının olumsuz etkileneceği düşüncesi yanlıştır.

 

Beyindeki kimyasalların bozulması

 Aileler, 'davranış sorunu için neden ilaç kullanayım?' şeklinde düşünmektedir. Her  davranışın ardında bir duygu ve düşünce vardır. Eğer bir insan kaygı bozukluğu yaşıyorsa çevreye karamsar ve negatif bakar. Depresyonda olan bir insandan güvenli bakmasını bekleye-mezsiniz. Depresyonda olan çocuk tedavi edilmediğinde bir süre sonra anne ve babasına bile güvensiz yaklaşacaktır. Bilişsel süreç budur. İlaç veriyoruz çünkü düşüncelerin karışmasına beyindeki kimyasal bozulma neden oluyor. Çocuğun beyninde var olan kimyasal değişim bunlara neden oluyor. Dışarıdan baktığınızda sizin gördüğünüz basit bir öfkedir ama buna neden olan kimyasal reaksiyonlardır.

 

Depresyon tedavisinin diğer ayağı: Bilişsel psikoterapi

 İlaç, tedavinin sadece bir parçasıdır. Çocuğun kullanacağı ilaç düşünce süreçlerini etkiliyor. Depresyon tedavisi ilaçla sınırlı değildir çok yönlüdür. Çocukluk depresyonunun tedavisi anne babanın katılımı ile olmalıdır. Ayrıca aile danışmanlığı ve terapisi mutlaka yapılmalıdır. İlaç tedavisinin yanı sıra bilişsel psikoterapi önemlidir. Sosyal çevre uyumu sağlanmalıdır. Tedavide bazen psikanalize girersiniz. Özel eğitim yapılması gerekir. Burada çocuğun sosyal çevreyle uyumunu çalışılır. Çünkü çocuk sorun yaşarken arada kayıplar oluşuyor. İlişkileri bozuluyor, özgüveni sarsılıyor. Her tedaviye bir zaman vermek lazımdır. Bütün ciddi sorunların tedavisinin uzun olduğu bilinmelidir. Depresyon tedavisinde psikoterapi süreci de yorucu bir süreçtir. Anne babanın maksimum işbirliği sağladığı ailelerde başarı şansı çok yüksek olmaktadır.

 

Çocukta depresyonun sosyal boyutları

Depresyonun tıbbi bir hastalıktır ama sosyal boyutları da olan bir durumdur. Sabah 07:00'de kalkıp, anne babasıyla çalışıyor gibi yaşayan çocuklar var artık. Minyatür erişkin gibi yaşıyorlar. Korunaklı yaşıyorlar. Sabah serviye binip gidiyor, akşam eve aynı şekilde geri dönüyor, evde ders çalışıyorlar. Kısıtlı olan zamanda sorumlulukları çok yüksek oluyor. Yemek, uyku, ders, sevme saati birbirine karışıyor. Çocuğun duygusal olarak arınmasına zaman kalmıyor. Çocukların anne babasıyla olması için zaman ayırmak lazım... Birlikte büyümek gerekiyor. Çocuğunuzla birlikte olacaksınız ki, model olabilesiniz ona. Akşam üç saate sıkıştırılan ilişki çok kötü sonlanıyor. Aileler çocuklarına sormadan her şeyi yaptırıyorlar. Dershane, özel ders, basket, müzik dersi elerken kimse çocuğa ne istediğini sormuyor. Bu tarzda çocuk büyütmek hiçte sağlıklı bir yol değildir.

 

Depresyon tedavisinde Rehacom uygulaması

Dikkat ve zihin geliştirme çalışmaları için bilimsel olarak hazırlanmış ve çalışma alanı olarak da bilgisayarın seçildiği bir yöntemdir. Rehacom görsel öğrenmeyi hedeflenmiş  bir sistemdir. Renk, şekil, boyut çalışmaları var sistemde. Hafıza, planlama organizasyon gibi pek çok beyin fonksiyonlarını destekleyen egzersizlere yer veriyor. Genellikle yarım saat çalışmak hedefleniyor ama bazen çalışma süresi daha az ya da daha çok da olabiliyor. Rehacom yönteminde görsel ve işitsel uyaranlar olduğu için çocuk hata yapınca sesli ve görsel uyarı alıyor. Başarınca ise ödüllendiriyor. Bu yöntemde ödül- ceza sistemi var. Başarı grafiği görüldüğünden çocuk için bu durum geribildirim içeriyor. Tedavi sonuçlandığında başarı belgeleri veriliyor. Bu çalışmada çocuk, sadece teknik olarak bir şeyi öğrenmiyor, aynı zamanda kendi tutumlarını da tanıyor. Burada hedeflenen şey depresyon tedavisi gören çocuğun dikkat süresini arttırmaktır. Bizim uzman olarak geri bildirimlerimiz önemli burada. Çocukta performans kaygısı veya anksiyetesi varsa çalışma sırasında bunu da tespit edebiliyoruz. Bu çalışma psikoterapinin bir parçası ve özel eğitim desteği olarak düşünülmektedir.

 

Tedavinin aşamaları

Tedavilerde doktor görüşmesinden sonra, o çocuk için özel eğitim programı yapılıyor. Çocukta eğer depresyon varsa terapi ile devam ediliyor. Depresyona eşlik eden başka rahatsızlıklar da görülebiliyor. Aile danışmanlığı mutlaka oluyor. Pek çok vakada aile terapisi gerekebiliyor. Aile büyükleri eğitimin içindeyse hep birlikte çalışılabiliyor. Anne babanın ruhsal durumu çok etkili olduğu için en başta anne babaya verilen formlarla onların kişilik testi istenebiliyor. Ailenin ruh sağlığının tanımlanması tedavideki rolü önemli... Onlarda depresyon ya da psikiyatrik bir rahatsızlığın olup olmadığının bilinmesi gerekiyor. Ailede öfke modelliği, iletişim sorunları varsa bunlar tanımlanıyor. Aile ve okul danışmanlığı ise mutlaka yapılmalı... Eğer, anne-babanın iletişim sorunları veya bireysel yardım alması gereken bir durum varsa, bireysel tedavi ya da eş terapisi almaları isteniyor. Bunlar çocukla olan çalışmayı desteklediği gibi, kendi sorunlarını da çözmelerini sağlıyor. Çocuklar ve gençlerde görülen problemlerin çoğu aile içi ilişkilerden kaynaklanabildiği gibi aile yaşantısındaki değişimlerden de kaynaklanıyor. Anne babanın kendi hayatındaki iş değişimleri, bir takım kayıplar, maddi sıkıntılar çocuğa yansıyor ve doğal olarak tüm bireyleri etkilemiş oluyor.

 

Tedavide anne babanın direnci

Çoğu kez anne baba aile terapisine sıcak bakmayabiliyor. Anne ya da baba, çocuğundaki sorunları görmek istemiyor ya da yargılanmaktan korktukları için işbirliğine girmeleri zaman alabiliyor. Psikiyatrik yardımın gerekliliğine inanmayan anne babalar da olmaktadır. Terapilerin sürekli olması bu anlamda önemlidir. İlişki dinamiklerini çözümlemek, stres yönetimini ve empatiyi çalışmak gerçekten yarar sağlamaktadır.

 

Tedaviyi engelleyen yanlış yaklaşımlar

Depresyon yaşayan çocuğun bir an evvel tedavi sürecini tamamlaması için gereken hiçbir şeyden kaçınılmamalıdır. Tedavi planına ailenin, okulun kimi zamanda çevrenin katılımı bu bakımdan kaçınılmaz olmaktadır. Terapi sürecini engelleyen, tıkayan yanlış yaklaşımlar da vardır. Mesela bazı aileler çocuğun sorununu kendisinin çözeceğine inanırlar. Uzman yardımının önemine inanmazlar. Bu yaklaşım onların tedavi kendilerinin dahil olmasını da engeller. 'En doğru çözümü kişi kendisi için kendi buluyor' fikri doğru  olabilir ama bu düşünce psikiyatrik rahatsızlıklar için doğru değildir. Zamanla geçer anlayışı depresyonu farkında olmadan dirençli hale getirebilir. Bu nedenle mutlaka çocukluk depresyonunda profesyonel yaklaşım gerekmektedir. Boşanmalarda çocuk depresyona girebilir. Her vakada ailenin ihtiyacı olan danışmanlık farklı ama anne baba kaybı, ayrılığı, madde bağımlılığı, alkolizm, kişinin kendi sorunları olabiliyor. Ailede hastalık öyküsü olabiliyor. Bunlar da çocuğu olumsuz etkiliyor. Genellikle çocuk soyut kavramları öğrenene kadar yaşanan her sorundan dolayı kendini suçluyor. Mesela anne baba ayrılığında kendini suçlu hissedebiliyor. Çocuğu yaramaz bir anne, çocuğa "beni hasta ettin" dediği zaman da çocuk hem suçluluk hissediyor, hem de kaygısı artıyor. Çocukluk döneminde benlik algısının yapılanması sağlıklı oluşmalıdır. Değersiz hissettirilirse kendine güvensiz oluyor, depresyon gelişiyor ve bazen sosyal fobi yerleşiyor. Bunun temelleri küçükken atılıyor. Atılgan olmayan bir kişilik ortaya çıkıyor. İleride depresif, güvensiz, bağımlılığa yatkın kişilikler oluşabiliyor. Fazla ilgi depresyon nedeni olabilir. Çocuğa ilk dönemlerde verilen destekleyici yaklaşım önemlidir. Fazla korunup, kollanan çocuklarda da sorun oluyor. İlgisizlik ve duygusal ihmal kadar, fazla ilgi de çocuğa zarar veriyor. Aile terapilerinde anlaşma yapıyoruz. Psikoterapi alan çocuğa evdeki destek çok önem taşıyor. Seansların sürekliliği, verilen ödevleri yapmaları, iletişim tekniklerini çalışmaları, önerilerin uygulanması için bu anlaşma yararlı olmaktadır. Bunlar sırasında aile bireyleri de kendisini tanıyor, iyi ve zayıf yönlerini fark ediyor.

 

• Terapide neler yapılıyor?

Depresyon tedavisinde stres yönetimi çalışıyoruz. Problemleri tanımlamayı ve bunlarla nasıl baş edilebileceğini öğretiliyor. Kişinin insan ilişkilerine bakış açısı ne olduğuna bakılıyor ve bunlar terapi sürecinde kullanılıyor. Çocuğun kendine güveninin artırılması sağlanıyor. Çocuğun öfkesini nasıl ifade ettiği duygusal zekanın gelişimi açısından önemli. Terapide çocuğun kendini rahat ifade edebilmesi, empatiyi öğrenmesi, sorun çözme becerilerini geliştirmesi amaçlanıyor. Sınırları saygı çerçevesinde çizmek, herkesin birbirini anlamasının sağlanması, karşılıklı beklentilerin doyurulması gerekiyor.

 

Aile toplantılarının yapılması

Aile içinde bir şeye karar verilecekse örneğin okul seçimi yapılacaksa, bu konuda herkes farklı düşünebilir. Bunun için aile toplantıları öneriyoruz. Herkes bu toplantılarda duygularını, birbirinden beklentilerini ifade etme fırsatı buluyor. Aile toplantıları için herkes istekliyse, sorunlar kolaylıkla çözülüyor. Toplantılarda herkes eşit söz hakkına sahiptir. Alınan kararlara herkesin uyması gereklidir. 

 

Anne baba ile randevu

  

 Depresyon tedavisinde paylaşımın önemine dikkat çekiyoruz. Terapilerimizde ebeveynlerin çocuklarıyla, özel zaman geçirmelerini öneriyoruz. Çocukların anne babalarıyla randevuları olsun istiyoruz. Çocukla oyun, etkinlik saatleri olmalıdır. Her iki tarafında doyum sağlayacağı zamanlar geçirmelerini önemli sayıyoruz. Anne babanın çocuğa onunla özel zaman geçirmek istediğini hissettirmesini istiyoruz. Sinema, tiyatro, oyun, sohbet tercih edilebilir özel zaman çalışmaları için. Özel zaman programları kardeş kıskançlığı içinde en iyi çalışmadır diyebiliriz.

 

Depresyon tedavisinde dört ayak

Psikiyatrik rahatsızlıklarda ekip çalışması tercih edilen yöntemdir. Çok yönlü değerlendirmek tedaviyi etkin kılmakta ve daha kısa sürede sonuç aldırmaktadır. Psikiyatrist, nörolog ve psikologun ortak takibi, aile ve okul danışmanlığının birlikte yürütülmesi, problemin çözümünü sağlamaktadır. Çocuk eğitiminde öğretmen-veli işbirliğinin birinci derecede önemli olduğunu biliyoruz. Çocuğun yaşadığı psikiyatrik durumlarda, aile-okul-tedavi ekibi işbirliğinin daha sıkı ve sürekli olması gerekliliği tartışılmaz. Tedavinin dört ayağının olduğundan bahsetmiştik. Bu dört ayak; tedavi ekibi, çocuk, aile ve okuldur. Okulun tedaviye katılımı süreci kısaltıyor. Okulda rehberlik servisleri son yıllarda daha aktif çalışıyor. Okuldan, çocuğun durumuyla ilgili bize gelen geribildirimler, tedaviye katkı sağladığı gibi, bizim rehberlik servisi ve öğretmenlere önerilerimizi iletmemiz ve bu önerilerin uygulanması, tedavi sürecini hızlandırıyor.

 

Okulda kaynaştırma programları

 Hiperaktivite, öğrenme güçlüğü, ayrılma kaygısı, depresyon, anksiyete bozukluğu gibi psikiyatrik sorunlar yaşayan çocuklar için farklı bir yaklaşım gerekiyor. Depresyon yaşayan çocuğun okulda kaynaştırma programına dahil olması gerekebilir. Bu özel bir sorun yaşayan çocuğun psikolojik, sosyal ve eğitim-öğretim anlamında desteklenmesini amaçlayan bir programdır. Öğretmenin bu çocuklara daha destekleyici yaklaşımı gerekiyor. Çocuğun öğrenme düzeyine uygun program seçmesi, gruba çocuğu katmaya çalışması, görevler vererek, yetenekli olduğu alanlarda çocuğu öne çıkarması, kendine güvenini kazanmasına yardımcı olmaktadır. Öğretmen çocuğun düzeyine uygun ödevler vermesi gibi tutumlar benimsemesi çok yararlı olmaktadır. Tabii, ailenin de öğretmenle işbirliği yaparak, öğretmenin önerilerini uygulaması şarttır. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların olabildiğince öğretmenle göz teması olacak şekilde ön sıralarda oturtulması, önerilerden bir tanesidir. Tüm bunları yaparken çocukta bir eksiklik olduğunu hissettirmeden, profesyonel bir yaklaşım benimsemesi gereklidir öğretmenin. Derslerde başarılı olamayan çocuk için, bir yandan eğitim desteği verirken, bir yandan da başarılı olduğu bir alanda, spor, müzik, folklor, el becerileri gibi, çocuğu öne çıkarmak ve bu çalışmalara teşvik etmek, çocuğa sosyal statü sağlayacaktır. Bu durumda çocuk önemsendiğini hissedecektir.

 

Neurobiofeedback'in çocuklarda kullanımı

Biofeedback'le kişinin bilinçli olarak anlamadığı, fark etmediği normal ve normal dışı fizyolojik tepkiler bir araç yardımı ile bilinçli duruma getirilir. Bu teknikle kişi için belirli  bedensel cevapları (kalp hızı, kas gerginliği, cilt sıcaklığı, beynin stres düzeyi gibi) fizyolojik tepkileri anlaşılır hale gelir. Neurobiofeedback ile EEG'yi kullanarak beyin dalgası örüntülerinin kontrolü geliştirilir. Bu şekilde kişi aynı duygu ve düşünceleri ile bedeninde ne gibi bir değişiklik olduğunu fark ederek bedenini ve zihnini denetlemeye çalışır.

 

Beyin dalgalarındaki değişimin doğrulanması

Günümüzde stresle baş etmeyi öğreten birçok çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biofeedback ile kişiye belirli bedensel cevapları ( kalp hızı, kas gerginliği gibi ) nasıl kontrol edeceği öğretilmektedir. Neurobiofeedback ile de EEG 'yi kullanarak beyin dalgası örüntülerinin kontrolü geliştirilmektedir. Yapılan çalışmalar, neurobiofeedback ile beyin dalgalarında değişim olduğunu doğrulamaktadır. Bu durum dikkat ve öğrenmede çok önemlidir. Bu öğrenilmiş bir deneyimdir. Kişi, iç kontrolü kavrayarak kendisini değiştirmeyi öğrenir. Böylece proses yavaş yavaş içten kazanılır. Olumlu davranışların artması sağlanıyor. EEG biofeedback ya da NBF olarak isimlendirilen teknik, çocuğun beyin dalgalarını nasıl değiştireceklerini öğretmek, hiperaktiviteyi azaltmak, impulsiviteyi kontrol etmek, dikkati artırma yönünde olumlu etkiler oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda NBF uygulanan ve uygulanmayan çocuklar, bu değerler bakımından karşılaştırılmış, NBF uygulanan çocuklarda olumlu davranış değişimleri saptanmıştır. ADHD 'de semptomların azaldığı, ritmik performansın kazanıldığı, çocuğun öğrenme tarzında gelişmeler olduğu, görsel algının geliştiği yönünde bulgular mevcuttur. Neurobiofeedback ile ADD/ADHD'li çocuklara, gevşemiş fakat odaklamış, dikkatle en uyumlu beyin dalgalarını üretmeleri öğretilmektedir. Bazı kontrollü biofeedback çalışmalarında, ADHD'li çocuklarda çarpıcı bulgular gözlenmiştir:

- IQ skorlarında artış. Beyni daha fonksiyonel duruma gelen çocuk, doğal entellektüel yeteneklerini sergileyebilir, ölçülen IQ skorları biofeedback sonrasında anlamlı artış gösterebilir. Bunun sebebi, çocuğun sahip olduğu potansiyele ulaşmasını kolaylaştırmasıdır.

- Impulsivite, distraktibilite ve hiperaktivitenin azalması.

- Uyku problemleri ve pediatrik migrenlerin tedavisinde başarı sağlanması.

- ADHD'e eşlik eden depresyon ve anksiyetenin azalması 

Biofeedback'in, uyku problemleri, öğrenme güçlükleri, depresyon, epilepside de yararlılığı ispatlanmıştır. Neurobiofeedback depresyonda kullanıldığında, afekt davranışın düzeldiği, efor yorgunluğunun azaldığı gözlenmiştir.

• NBF uygulaması nasıl yapılıyor?

İlk seansta yapılan IQ, dikkat- konsantrasyon-kişilik testleri ve QEEG ile değerlendirme yapılarak beyindeki hangi bölgenin moniterize edileceği belirlenmekte ve tedavi programı oluşturulmaktadır. Çocuğa oyunu nasıl oynayacağı hakkında bilgi verilmesi yeterlidir. Verilen bilginin fazla olmamasına dikkat edilmelidir. Çocuğun çalışmaya hazır olması önem taşımaktadır. Aile-okul danışmanlığı, psikoterapi, davranış çalışmaları ile birlikte yürütülmesi, alınan verimi artırmaktadır. Çocuğa gevşeme öğretilmekte ve uygulama yapılmaktadır. Tedavi süresince ve bitiminde bu değerlendirmelerin tekrarlanması, bize tedavinin yararlılığı konusunda bilgi vermektedir.

 

Beyin dalgalarıyla oyun

Neurofeedback'in önemli avantajlarından biri ayna görevi görmesidir. Çocuğa başarılı olduğunu bilme imkanı vermektedir. Diğer bir avantajı da neurobiofeedback ekipmanının süreci eğlenceli hale getirmesidir. Çocuklar beyin dalgalarını kullanarak bilgisayar oyunları oynamaktadırlar. Ne kadar çok istenilen beyin dalgası üretebilirlerse oyunda da o kadar başarılı olmaktadırlar. Amaç, istenilen beyin aktivitelerini oluşturmaktır. Bu gerçekleştiği zaman, çocuk güçlenmiştir. Bilişsel ve davranışsal fizyolojisini kontrol etmeyi öğrenmiştir. Bu öğrenme, okul yaşamı ve günlük yaşamındaki görev ve davranışlarında olumlu etkiler ve bu etkilerin sürekliliğini sağlamaktadır. Bu durum, öncelikle çocuğun motivasyonunu gerektirir. Bu da bir ekip çalışmasını ve iyi bir tedavi programı ile mümkündür.

 

Sistemin ödül vermesi motive edici

 Çocuklar için oyun içeren öğelerle uygulama yapılmaktadır. Çocuk uçak, palyaço, uçan adam ve uçan kadın seçeneklerinden birini seçme hakkına sahiptir. Örneğin palyaçoyu, düşünce gücünü kullanarak çizginin üzerinde tutmaya çalışmaktadır. Bu durum ödül- ceza temeli üzerine oturmaktadır. Çocuk çizginin üzerinde durabildiğinde puan almakta (ödül), altına düştüğünde puanı düşmektedir (ceza) .Kullanılan ödül mekanizması, çocuğun motivasyonunu artırıcı bir unsur olmaktadır. Aynı zamanda çocuk, biofeedback uygulaması sırasında dikkatini bilgisayara yoğunlaştırmaktadır. Bu sırada dikkatini odaklamayı ve aynı zamanda sürdürmeyi öğrenmektedir. Çocuk kendisini kontrol edebildiğinin bilincine varmaya başladıkça dürtü kontrolünü de sağlamış olmaktadır. Çalışma sonunda, çalışmayı değerlendiren bir grafik çıkarılmakta, çocuğa bir geribildirim verilmektedir. Uygulama zaman alır.10 seanstan sonra birçok çocukta ilerlemeler görülmektedir. Seansların sayısı, NBF'nin o çocuk için kullanım amacına, rahatsızlığın derecesine, çocuğun NBF'den ne derece yararlandı gibi değişkenlere göre belirlenir. Günlük, haftada 3, 2, 1 şeklinde uygulamaları mevcuttur.

 

Dikkat edilmesi gereken noktalar:

ADHD'de ilaç kullanımı olmadığı bazı durumlarda çocuk NBF'den yeterince yararlanmayabilir. Bunun yanında sadece bu teknik kullanıldığı vakalarda düzelme olduğu da bildirilmiştir.

- Uygulayıcının EEG aletlerini kullanmakta deneyimli, NBF bilgisi ve tecrübesi olan, yeterli klinik deneyime sahip olması önemlidir. Hata ve atlamalar olmamalıdır. - Bazı seanslarda bitkinlik, baş dönmesi, ürperti, endişe, düş kırıklığı gibi duygular yaşanabilmektedir (fiziksel duygulanım ).

- Ailede ve çocuğun yaşam alanlarındaki problemlerin yoğunluğu ve bu sorunlarda azalma olmaması, tedaviyi yavaşlatır veya ilerlemesini önler.

- Epilepside profesyonel kullanım olmazsa, nöbetlerin arttığı ve negatif etkilerin görüldüğü tespit edilmiştir.

 

Veri ile sonuca ulaştırır

EEG biofeedback sistemlerini okul ortamında tanıtmakla ilgilenenlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Birçok kişi tedavinin pozitif yararlarını gözlemlediğinden ve alternatif tedavi açısından önemli olduğundan, NBF büyük bir anlam içermektedir. Neurobiofeedback, objektif ve ölçülebilir verilerle çalışma imkanı vermekte, aynı zamanda tedavinin yararlılığı hakkında da bilgi vermektedir. Kişinin somut verilerle bu bilgiye ulaşması, motivasyonunu ve tedaviye inancını artırmaktadır.

 

Vakalar

 

Kaygılı annenin depresyonlu kızı

13 yaşında kız çocuğu idi. Okulda panik, sınavlarda heyecanlanma, dikkat eksikliği şikayetleriyle bize gelmişti. Dikkat ve konsantrasyon ve kişilik testleri yapıldı. Beynin biyoelektrik haritası alındı. Çocuk psikiyatri uzmanımız "depresyon" tanısı koydu ve tıbbi tedavi yanında, psikoterapi çalışmalarına başladık. Anne kaygılıydı. Kendi korkuları vardı. Baba panik atak tedavisi görüyordu. Çocuk başarılı, okulda da bu durum çok önemseniyor ve sürekli onay alıyordu. Psikoterapi programında kendilik algısı, stres yönetimi, iletişim becerileri çalışıldı. Dikkat eğitimi ( Rehacom ) ve NBF ( Nörobiofeedback) çalışmaları yapıldı. Aile tutumları çalışıldı. Kardeş ilişkileri çalışıldı. Okul ile diyalog kurularak, rehberlik servisi ve sınıf öğretmeninden yardım istendi. Okul destekleyici yaklaştı, aile önerileri uyguladı. İlk altı ay 15 günde bir, sonra daha uzun aralıklarla, yaklaşık bir yıl çalışıldı. Şu an durumu iyi, çalışmayı sonuçlandırdık. Artikülasyon ve duyma sorunları beraberdi. Yedi yaşında bir kız çocuğuydu. Özel okula gidiyordu. Annesi de aynı okulda öğretmendi. Ama sınıfları ayrıydı. Çocuğun zeka düzeyi sınırdaydı. Zor öğreniyor, dikkatini yoğunlaştıramıyordu. Artikülasyon sorunları ve duyma sorunları vardı. Gerekli test ve tetkikleri yapıldıktan sonra, çocuğa sınır zeka, hiperaktivite ve depresyon tanısı aldı. İşitme testi yapıldı ve gerekli olduğu tespitinden sonra kulaklık kullanmaya başladı. Tıbbi tedavisi düzenlendi. Özel eğitim ile beraber konuşma terapisi ve psikoterapiye başlandı. Aile ve okul danışmanlığı yapıldı. Öğretmenin desteği çok fazlaydı ve aile de duyarlıydı. Bu beraberlikle sürdürülen tedavide çok hızlı bir gelişme oldu. Dikkat süresi arttı, çocuk daha iyi duymaya başladı. Öğrenme hızı arttı, kendine olan güveni arttı. Bir yıldır çalışıyoruz, çok güzel sonuçlar almaya devam ediyoruz. Özel eğitimi devam ediyor. Erkek çocuğu annesinin taklit ediyor kız oyuncaklarına ilgi duyuyordu. Beş yaşında erkek çocuğuydu. Aile, cinsel yönelim problemi olabileceği şüphesiyle getirildi. Çocuk kızlara, kız eşya ve oyuncaklarına ilgi duyuyordu. Anneyi taklit ediyordu, evde ev işlerine ilgili duyuyordu. Baba panik yapıp, çocuğu dövmüştü. Çocuğa "sen kız mısın" diyerek öfkeleniyordu. Bize bu olaylardan sonra getirilmişti. Çocuk yaşadığı bu durumdan dolayı suçluluk duyuyordu. Babanın yanlış yaklaşımı durumu çözmek yerine pekiştirilmesine yol açmış, çocuğa zarar vermişti. Çocukta baba modelliği eksikti. Baba çok yoğun çalışıyordu ve işi nedeniyle eve zaman ayıramıyordu. Anne de fazla korumacıydı. Çocuğa sorumluluk vermiyordu. Müdahaleci bir anne idi. Bu tutumlar çocuğun bireyselleşmesini engelliyordu. Hekim tedavisinin yanı sıra terapi süreci başladı. Anne ile daha sınırlı ama güven veren bir ilişki üzerinde önerilerde bulunuldu. Baba ile daha yoğun ve kaliteli zaman geçirmeleri konusu gündeme getirildi. Bu şekilde babanın masculen modelliği önerildi. Tabii bunlar yapılırken çocukta suçluluk yaratılmamalı, eleştiri yapılmamalıydı. Psikiyatrist görüşmesi yapıldı. Tedavide daha yoğun psikoterapi ve aile danışmanlığı çalışmaları yapıldı. Çocuğun anaokuluna başlaması önerildi. İlk altı ayda 15 günde bir olmak üzere, sonra aralıklı olmak kaydıyla iki yıl takip edildi. Bu sürenin ardından istenen neticelere ulaşılarak danışmanlık sona erdi.

 

Korumacı ailenin ilk torunu

Dokuz yaşındaydı. Ailenin tek torunu ve ilk çocuk idi. Korumacı bir aileye sahip kız çocuğu idi. Agresif davranışlar gösteriyordu. Derslerde başarısı düşmüştü. İsteksizlik, çekingenlik gibi şikayetleri vardı. Bu tablo ile 'Çocuk Ergen Kliniği'mize bize getirildi. Kardeş doğumuyla artan şikayetlerdi bunlar. Bu şikayetler dikkatlice dinlendi ve alındı. Psikoterapi başladı. Aileye çocukla ilgili düşüncelerimiz paylaşıldı, önerilerde bulunuldu. Bu çocuk içinde okulla işbirliği gerekiyordu. Bunu neden düşündüğümüz ve yararları anlatıldı aileye. Çocuğun iletişim becerilerini arttırılmasına ihtiyaç vardı bunlar çalışıldı. Aileye bu aşamada çocuğun desteklenmesi gerektiği ifade edildi. Dikkat yoğunlaştırma çalışmaları yapıldı. Altı ay bu çalışılmalar sürdü. Sonra koruma amaçlı olarak ayda bir devam görmeye edildi. Bu süreç tamamlandığında çocuğun kendine güveni arttı. Daha atılgan davranmaya başladı. Aile ilişkileri daha iyi oldu.

 

Dikkat eksikliği sendromu

İkinci sınıftaydı. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü yaşıyordu. Zeka normal olsa bile bazen çocuk bir alanda öğrenme güçlüğü yaşayabiliyor. Bu erkek çocuğu da öyleydi. Zeka 132 civarındaydı ve dikkat eksikliği sendromu yaşıyordu. Ayrıca öğrenme güçlüğü de vardı. İyi bir özel okulda okuyordu. Okuldaki öğretmenlerinin çekincesi 'zeka düzeyi düşük mü?' endişesi idi. Aile ile işbirliği yoluna gidildi. Tedavinin bir ayağı da aile idi. Aile ilaç tedavisini istemiyordu ve direnç gösteriyordu. Ailenin tedavi ayaklarının dışına çıkmasını istemediğimiz için tedaviyi özel eğitim programı ve okul danışmanlığı ile götürmeye çalıştık. Çocukla öğrenme teknikleri çalışıldı. Aile ilişkileri düzenlendi, doktor görüşmeleri yapıldı. Aile tedaviye uyum konusunda çok duyarlı davrandı. Çocuğu her hafta özel eğitim için getirdiler bazen haftada iki kez getirmeleri gerekti bunu da aksatmadılar. Çocuğun dikkat süresi çok kısaydı. Okulda tüm gün eğitim, öğretimden yararlanması ve gerçek kapasitesini kullanması mümkün olmuyordu. Bunun sonucunda depresyon gelişmeye başlamıştı. Başarısızdı. Uyarı fazlaydı. Çocuk belirli konularda okulda deşifre olunca aile çocuğu okuldan almak durumunda kalmıştı. Çocuğun gittiği yeni okul daha fazla destek verdi ama bir eksik vardı. O eksikte çocuğun ihtiyacı olan tedavinin tam olarak alınmamış olmasıydı. Aile ile tekrar durum değerlendirildi. İlacın tedavideki yeri ve değeri tekrar anlatıldı. Ailenin ilaca karşı tutumu giderildi ve bundan sonra çocuk ilaç kullanmaya başladı ve devamında inanılmaz gelişmeler yaşandı. Şimdi çocuk okulda çok başarılı bir öğrenci oldu. Kendine güveni geldi. Derslerini düzeltti. Bireysel destek alıyor. Çocuk görsel olarak öğreniyor ona uygun öğrenme teknikleri kullanılıyor. 1.5 yıl aktif olarak çalışıldı. Çocuğun dikkat süresi arttı. Kendine güveni geldi. Şu an stresle ilgili olarak nörobiyofeedback çalışmalarını yapıyoruz. Dürtü kontrolü üzerine de çalışıldı. 'Dur- düşün-yap', 'Dur-düşün-konuş' şeklinde bir parolamız var. Dürtü kontrolü çalıştığımız çocuklarda bu parolayı unu görebileceği yerler ve özellikle odasına büyük olarak astırıyoruz.Yaptığımız protokole uygun olarak yaptığımız çalışmalar bitti, sonuç başarılı oldu.

 

Aşırı destekleyici bir babanın ergen kızı

ik dönemini yaşayan bir kız çocuğu idi. On iki yaşındaydı, orta ikinci sınıfa geçmişti. Bize getirildiğinde bayılmaları vardı. Okul başarısı çok iyi bir çocuktu ve okulda lider konumundaydı. Üç kız kardeşlerdi. Aile çok ilgiliydi. Babayla yoğun ilişki vardı bu ama durum babanın fazla destekleyici olmasına neden olduğundan duygusal olarak büyümesine izin vermemişti. Babanın bu destekleyici yaklaşımı çocuğa, 'birbirimize benziyoruz' düşüncesini vermişti. İstekleri karşılanmış ve şımartılmıştı. Arkadaş çevresinden de bunu bekliyordu ve kendisi mücadele etmediği için sorunlarını çözemiyordu. Bağımlı kişiliklerde görülen bir durumdu bu yaşanan. Bu şekilde büyüyen çocuklarda önce aileye bağımlılık gelişiyor, sonra arkadaşlara ve evlendiğinde de eşe bağımlık gelişiyor. Baba, çocuğun dediklerini yapıyor ama aslında yapmak istemiyordu. Bu nedenle de içinde çatışmasını yaşıyordu. Kardeşler arasında kıskançlık da vardı. Bir kaç kez bayılmıştı, panikle getirmişlerdi kliniğimize... Yaptığımız tetkikler ve muayene sonrasında düşündüğümüz teşhis depresyon idi. İlk altı ay aile ile birlikte tutumlar ve diğer konular çalışıldı. Aynı zamanda çocuk ile de kendini tanımasına yönelik çalışmalar yaptık. Çocuk gergindi ve gevşeyemiyordu. Nefes tekniklerini çalıştık. Beyin haritalaması yapıldı ve ekran karşısında kendisine anlatıldı. Beynin hangi bölgesinin çalıştırılacağı tespit edildi ve ona yönelik olarak nörobiofeedback ile çalışıldı. Bu yöntemde, çocuk gevşediği noktada labirentte ilerleyebiliyor. Sistemde görsel ve işitsel uyaranlar var. Ödül ceza sistemi üzerine kurulu somut bir çalışma yöntemi bu. Çocuk bu çalışma sonrasında otomatik olarak rahatlamayı öğreniyor sistemin içinde. Kişinin kendi kendini yönlendirebildiği ve geri bildirim alabildiği bir çalışma bu yöntem. Bu çalışmayı yoğun olarak yaptık. Çocuk anneyle ilişkilerinde önemli çatışmalar yaşıyordu. Bu nedenle karşılıklı terapiye aldığımız zamanlar oldu. Empati yapmakta zorlandığı için bunu öğrenmesi sağlandı.Çocuk kendisini annesini yerine koyarak düşünmeyi öğrendiği ve kendini tanımağı başardıkça bir şeyleri değiştiriyordu.Bu değişimlerde bazı huzursuzlukları oldu ama kendiyle yüzleştirdiğimizde zorlansa da aşmayı başardı. Şu an çok iyi bir noktada. Artık arkadaş sorunları yaşamıyor. Bayılmaları ilk altı ayda bitmişti. Sorun çözmeyi öğrendi. İlaç kullanımı azaldı. Biz de artık kendisini aralıklı olarak görüyoruz. Koruma programında ilişkimiz devam ediyor.Baba cezaevindeydi ve rol modeli yoktu. Anaokulunda başlayan bir çocuktu. Babası cezaevindeydi. Dede ile dayı ara sıra gidip geliyorlardı. Baba için açıklama yapılmamıştı. Sadece anne bir işle ilgili hata yaptığını ve ceza çektiğini anlatmıştı. Çocuk babayı hiç görmüyordu. Bize başvurma problemi ise konuşma sorunları idi.Tedavi programı başlatıldı. Kişilik testi ve konuşma testini ilk seansta istedik. Buna göre belli sesler belirlendi ve psikoterapi programına başlandı. Çocukta anneye bağımlılık vardı. Onu kaybetmekten korkuyordu. İlkokula başlarken ağlama nöbetleri yaşamıştı. Annenin de depresyonu vardı. Anne yoğun sorunlar yaşamıştı. Çocukta motivasyon çok yüksekti. Verdiğimiz ödevleri tam anlamıyla yapıyordu. Terapi süreci çok hızlı ilerledi, öğrendiklerini hızla kendi konuşmasına yansıttı. Bunlardan sonra babayla görüşmeler başladı. Şu an ilkokula gidiyor. Babanın durumu anlayabileceği bir şekilde açıklandı. Babası ile mektuplaşıyorlar. Çocuğun dünyasında babanın varlığı önemliydi bunun için de iletişim kurması gerekiyordu. Çocuk kaygılıydı. Psikoterapi ile bunlar aşıldı. Model alması bakımından öğretmeni erkek seçildi. Bunun yanı sıra amca devreye sokuldu. Birlikte zaman geçirmeleri planlandı ve uygulanmaya başlandı. Dikkat sorunlarının büyük kısmı aşıldı, seanslara devam ediyor. Annede bazı disiplin sorunları vardı, bunun üzerine çalışıldı ve şimdi bunlar da aşıldı. 

 

İletişim sorunları olan bir çocuk

Göz teması kurmakta zorlanıyordu. Öğrenme güçlüğü vardı. Ailenin tek çocuğu idi. Çocuğun problemli olmasından dolayı aile ikinci çocuğu istemiyordu. Babanın alkol problemi vardı. Baba sık biçimde eve içkili geliyordu. Baba kızının bakımını, ailenin maddi sorunlarını çözdüğü için bunun babalık görevi olarak yeterli olduğunu düşünüyordu. Baba tedavi çalışmalarımıza ancak bir kaç kez geldi. Terapide gördüğümüz babanın savunmalarının çok güçlü olduğu idi. Bunun için iletişim kurmak istemiyordu. Babaya kendi problemini kabul edip yardım aldıktan sonra ilişkilerinin daha iyiye gideceği anlatıldı. Şu aşamada kızıyla sorunları konuşabiliyorlar. Anne çocuğa fiks olmuş durumda. Çocuğun dürtüselliği, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü ve depresyonu vardı. Yapılan tedavi planından sonra çok hızlı bir gelişme yaşandı, ailede iletişim arttı. Çocukla yazılı anlatım, dil gelişimi çalışmaları yapıldı. Şu an terapilere iki haftada bir devam ediyoruz. Psikoterapi ve danışmanlık almaya devam ediyorlar. Zeka düzeyi sınırda olduğu için çocuk sınıfı geriden takip ediyor. Bunun anlamı birebir eğitimle ve çok tekrarla öğrenebilir demektir. Bireysel destekle devam etmesi gerekiyor. Şu an durumu iyi, uyum sorunu yok.

 

BİLGİSAYAR MODÜLLÜ ZİHİNSEL EĞİTİM (RehaCom)

terapist açısından hem de geribildirim olanağı kaybetmeme, süreci yönelimlerini takip ve avantaj sunmaktadır, yöntemlerinde terapiyi işlevi görür. Beynin motor desteklemeye yönelik bir çalışması olarak stillerini değiştirmeye ve kullanılabilir. Klinik kişinin elinde olmayan bir reaksiyon vermesi, anlık dikkati bir noktaya şartlar altında ayırım Viyana Test Sistemi'nin bir parçası olan Zihinsel Rehabilitasyon Programı, "Bilgisayarlı Eğitim Modüllerinden oluşur. RehaCom zihinsel süreçlerin etkin kullanılmasını sağlama amaçlı bir zihin geliştirme programıdır. Birey odaklı çalışmalar için tasarlanan bu program, alınan tanının tedavisine yönelik olup opsiyonel kullanım imkanı da sunmaktadır. Kişinin ihtiyaçlarına göre düzenlenen bir eğitim programı olması da hem eğitime katılan kişi açısından sunma, terapi aktivasyonunu irdeleyebilme, tedavi hedef planlama gibi bir çok karşılıklı Bilişsel davranışçı terapi destekleyici iyi bir argüman ritm öğrenme yetilerini egzersizdir. Kondisyon kullanılabileceği gibi öğrenme otomatikleştirmeye odaklı da kullanım içinde çalışmalarda; hıza ve düzeneğe doğru dikkat, zihinsel esneklik ve toplayabilirle ile uyarılmış yapabilme yeteneğini geliştirmesi, dikkat ve uyanıklığın sağlamlaştırılması, görsel algı motor koordinasyon yeteneğinin geliştirilmesi, kısa dönemli hafıza ile orta dönemli hafıza arasında geçiş yapma, problem kurma ve çözümleme ayrıntılarını geliştirme, sözel ve sözel olmayan hafıza kapasitesini geliştirme gibi daha bir çok opsiyon olanağı ile detaylı çalışma olanağı sağlar.

 

ÇOCUK RUH SAĞLIĞI BİRİMİNDE YAPILAN ÇALIŞMALAR

Çocuğun sahip olduğu beceriler, yaratıcılığı ancak ona uygun koşullar sağlanarak geliştirilebilir. Her çocuğun öğrenme tarzı, birbirinden farklılık gösterir. Ebeveynlerin çocuklarına doğru eğitim verebilmeleri, öncelikle çocuklarının gelişim düzeyini bilmeleriyle başlar. Okul başarısızlığı, öğrenme sorunları ve çocuğun gelişiminin beklenen sürelerde gerçekleşmemesinin nedenleri arasında, çocuğun zekâsının düşük olması, önemli ruhsal sorunlar (depresyon, psikoz...), dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme göçlOğü, davranım bozuklukları, sosyo-költürel yetersizlikler, okul-öğretmen-aile ya da eğitim programlarından kaynaklanan sorunlar sayılabilmektedir. Bu konularda yetersizlik yaşayan çocuk, dolayısıyla ders çalışmayı, ödev yapmayı, kitap okumayı sevmez, kolay sıkılır, dikkat süresi kısadır ve çalışırken çoğu kez yardıma ihtiyaç duyar. Yaşadığı bu sorunlar, çocuğun tembel-başarısız olarak algılanmasına neden olur, çocuğa evde ve okulda eleştiri yöneltilir, dolayısıyla çocuğun sosyal ilişkileri bozulur ve kendine güveni azalır. Bu da çocukta psikolojik sorunların ortaya çıkmasına veya var olan sorunların artmasına yol açar. Psikiyatrik rahatsızlıkların erken dönemlerde teşhis edilip, gereken tedavi-danışmanlık ve/veya eğitimin alınması gereklidir. NP GRUP Memory Center Çocuk Ruh Sağlığı Birimi'nde çocuğun hangi alanlarda yetersizlik yaşadığı klinik ortamda yapılan test ve tetkiklerle (Zeka, dikkat ve konsantrasyon/ sürekli dikkat testleri, kişilik analizi, CEEG (beyinin biyoelektrik haritası) belirlendikten sonra teşhis konulmakta ve çocuğa uygun özgül özel eğitim programı yapılmakta, tedavi aile ve okul danışmanlığı ile bir arada yürütülmektedir.

 

GENÇ RUH SAĞLIĞI BİRİMİNDE YAPILAN ÇALIŞMALAR

Ergenlerde sinirlilik, kavgacılık, içe kapanma, evden okuldan kaçma, kolay aşık olma, öğrenme güçlüğü, okul başarısızlığı, tik, tırnak yeme, çetelere katılma, sınav kaygısı, madde kullanımı, içki-sigara alışkanlıkları sık rastlanılan ergenlik sorunlarıdır. Tanı Konulması: "Gencin bu davranış sorunlarının arkasında bir depresyon var mı?" "Anne - babanın farkında olmadan uyguladıkları eğitimin hataları var mı?" Bu soruların karşılıkları araştırılırken bir yandan da okulun soruna yaklaşımı incelenir. Gerekirse okul rehberlik servisi ile eşgüdüm içinde çalışılır. Anne - baba ve öğretmene özel testler {Conners, anketler...) verilir. Gence kişilik, gerekirse öğrenme, zeka, dikkat testleri uygulanır. Biyolojik gösterge olarak beyin biyoelektriksel haritası (CEEG-MAP) alınır. Tedavi: Genç*Alle+Okul+Tedavi ekibi dörtlüsü ile uyumlu bir çalışma gerekir. "Düşünme Teknolojisi" kullanarak okul başarısını artırma amaçlanır. Dikkat eğitimi, zihin geliştirme, stres yönetimi öğretilir. Yapılan araştırmalar öğrencilerin %50'sinin çalışma yöntemini bilmediklerini gösteriyor. Danışmanlık ve eğitimle bu eksiklik giderilir.  

 

SINAV KAYGISINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR

Temelinde "başaramama" duygusunun olumsuz çerçevelenmesi ile şekillenen "Sınav kaygısı", sosyolojik yaşamdaki belirsizlik, zor ekonomik koşullar, yoğun göç ve beraberinde kültürel ve diğer sosyal baskılarını da iteklemesiyle ülkemizde son yirmi yıl içinde çok öne çıkmış ve Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi merkezlerine başvurularda önde gelen şikayet nedenlerinden biri olmuştur. Sınav kaygısında esas olan kişinin hissettiği özgüvendeki düşme, gittikçe yoğunlaşan işe yaramama duygusu, öğrenilmiş başarısızlık ve bütün bu olumsuz duyguların paralelinde yol alan kişiden beklentilerin zorlamalarıdır. Bütün bu olumsuzlukları hazırlayan ve hem ruhsal zemini hem de beynin fonksiyonel kullanımını olumsuz etkileyen faktörler ise daha geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Kısaca denilebilir ki başarı için gerekli düzenli, organize ve sistematik adımların oluşturduğu süreç doğru gelişmediği takdirde sınav kaygısını körükleyen ve belki de yıllar boyu besleyen zaman dilimi haline gelebilir. Sınav kaygısının gelişmesine neden olan bazı temel etkenleri genel olarak açıklamak gerekirse ilk akla gelenleri şöyle sıralayabiliriz: Kişilik özellikleri, sınava yönelik atıf, beklenti düzeyi, tepki mekanizmaları... BOtOn bu etki mekanizmalarının hem sınava hazırlık sQrecince,hem sınav esnasında hem de sınav sonrası dönemde kişinin ruhsal ve zihinsel mekanizmalarını etkilediği ve çeşitli psikiyatrik rahatsızlıkları da beraberinde getirdiği gittikçe artan bir oranda gözlenmektedir. Bütün bunlardan hareketle Sınav kaygısı ile ilgili tedavi planlamalarında NP GRUP Memory Center'da sorun "Beyin, Ruh ve Performans" üçlemi içinde değerlendirilmekte "en doğru tedavi en doğru tanı ile başlar" ilkesinden hareketle detaylı olarak incelenmekte ve tedavi planı kişiye özel düzenlenmektedir. Tedavi ya da danışmanlıktaki ana amaçlar kişiye doğru hedef koyma, en üretken planlama stratejileri yeteneklerini kazandırma, stresi yönetme, verimli çalışma ve öğrenme koşullarını oluşturma, rahatlama teknikleri ve kombine psikiyatrik tedavi uygulamalarıdır.

Virtual Tour
NPiSTANBUL 360 Derece Sanal Tur NPiSTANBUL 360 Derece Sanal Tur NPiSTANBUL 360 Derece Sanal Tur
Memory Center Neuropsychiatry Center NPiSTANBUL Etiler Policlinics IDER Foundation Üsküdar Üniversitesi Joint Commission International Kalite Onayı NPGRUP ISO9001:2008 Kalite Belgesi
NPGROUP Call Center +90 216 633 0 633Bookmark and Share