AVRUPA'NIN 2. BEYİN HASTANESİ

NPAMATEM - Sigara Bağımlılığı ve Tedavisi

PDF

Sigara içmek, çok yaygın bir bağımlılık çeşidi olmasının yanısıra, sigara ve dumanında bulunan maddelerin insan sağlığı üzerine yaptığı olumsuz etkiler nedeniyle dünyanın ve Türkiye’nin en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir.

Tütün ürünlerinin kullanım şekli  çok değişiklik gösterebilmektedir. Bazı kişiler her gün düzenli olarak sigara kullanırken bazıları arada sigara içen kişilerdir, kimi kişiler ise sigarayı bırakmış olanlardır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sigara içimine dair aşağıdaki tanımlamaları yapmıştır:

    • Sigara içen
  • Her gün düzenli içen (regular daily smoker): Son 30 gün içinde her gün en az bir adet sigara içen kişiler
  • Her günden seyrek içen (less than daily smoker): Sigara içen ama son 30 günde hergünden daha seyrek içen kişiler
  • Ara sıra içen (occacional smoker): Ara sıra(sosyal ortamlarda vb.) içen kişiler
    • Sigara içmeyen
  • Yaşam boyu hiç sigara içmeyen (life-long non-smoker/never smoker): Yaşamı boyunca hiç sigara içmemiş kişiler
  • Sigarayı bırakmış olan (ex-smoker): Önceden sigara içmiş olup halen içmeyen kişiler

Bu tanımlamalar dışında DSÖ sigara içen ve içmeyen kişilerin ayırımı için daha radikal bir tanımlama getirmektedir. Bu tanımlamaya göre yaşamı boyunca toplam 100 adet sigara içmiş olan kişi sigara içen olarak kabul edilmektedir.

Tütün Kullanım Sıklığı

Tütün ürünleri bütün ülkelerde oldukça yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bununla birlikte, tütün kullanımının sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin ortaya konduğu son 50–60 yıl içinde çeşitli ülkelerde tütün kullanım sıklığı bakımından önemli değişiklikler yaşanmıştır. Bu süre içinde özellikle gelişmiş ülkelerde tütün ürünü kullanımı azalma yönünde bir seyir izlerken gelişmekte olan ülkelerde tütün ürünü kullanımı artmaktadır. Örneğin İngiltere’de 50–60 yıl önce yetişkin yaş grubundaki kişilerin yarısından fazlası sigara içiyorken günümüzde bu değer yüzde 20 dolaylarına düşmüştür. Gelişmiş ülkelerin çoğunda benzeri bir seyir izlenmesine karşılık örneğin ülkemizde 1980’li ve 1990’lı yıllarda sigara kullanımında yüzde 80 dolayında artma olmuştur.

2001 yılında, dünyada ki sigaraların % 2’si, ve bölgemizdeki sigaraların % 14’ü ülkemizde içilmiştir. Sigara içme yaygınlığı konusunda ülkemizi temsil eder nitelikteki iki araştırmadan, 1988 PİAR Araştırması’na göre; erkeklerin % 62.8’i, kadınların % 24.3’ü ve tüm toplumun % 43.6’sı, 1993 BİGTAŞ Araştırmasına göre; erkeklerin % 57.8’i, kadınların % 13.5’i ve tüm toplumun % 33.6’sı sigara içmektedirler. Türkiye, bu sigara içme oranları ile Avrupa’da erkekler arasında en çok sigara içilen ülkeler arasındadır. Sigara içme oranları kişilerin eğitim durumları ve statüleri yükseldikçe de hızla artmaktadır. Türkiye’de 15 ve üzeri yaş grubunda tütün kullanımı gelişmiş ülkelere göre halen yüksek olmakla birlikte son 15 yıllık süre içinde dikkate değer bir azalma olduğu gözlenmektedir. Ülke genelini temsil eder nitelikte yapılan çalışmalarda sigara kullanım sıklığı erkeklerde 1993 yılındaki %58 değerinden 2008 yılında %48’e düşmüştür. Kadınlarda biraz daha az olmakla birlikte 2003 yılından sonra hafif bir azalma söz konusudur  Bununla birlikte ülkemizde halen 20 milyon dolayında sigara içen kişi vardır ve bu değerle Türkiye dünya ülkeleri arasında en fazla tütün tüketen onuncu ülke konumundadır.

Türkiye’de gençler arasında sigara kullanımı da oldukça yaygındır. Bu konuda 13–17 yaşlar arasındaki öğrenciler arasında yapılan çok sayıda çalışmada yüzde 0.9 ile 41 arasında değişen sıklık değerleri bulunmuştur. Dünya Sağlık Örgütü işbirliği ile 2003 yılında yapılan Küresel Gençlik Tütün Araştırması (GYTS; Global Youth Tobacco Sırvey) sonuçlarına göre 13–16 yaşlar arasındaki öğrencilerde erkeklerin %33,1’inin, kızların da %22,3’ünün yaşamlarının bir döneminde sigara içmiş olduğu saptanmıştır. Erkek öğrencilerin %9,1’i ve kız öğrencilerin de %5,0’i çalışmanın yapıldığı tarihte sigara içmekte olduklarını belirtmişlerdir.

Sigara kullanımının olumsuz etkileri yalnızca sigara içen kişilerle sınırlı değildir, sigara dumanından pasif olarak etkilenenlerde de ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmaktadır.. Çeşitli çalışmalarda evlerin %60-80’inde sigara içen en az bir kişinin bulunduğu ortaya konmuştur.

Sigaranın, başta akciğer kanseri olmak üzere lösemiye, dudak, ağız, dil, gırtlak, özofagus, pankreas, böbrek ve mesane kanserlerine, kronik bronşit ve amfizeme, koroner kalp hastalığına ve serebrovasküler hastalığa yol açan faktörlerin en önemlilerinden birisi olduğu kanıtlanmış bir gerçektir. Buna rağmen, sigara kullanımı, bir salgın halinde kitleleri öldürmeye devam etmektedir. Halen, dünya genelinde yılda 4 milyon kişi sigara nedeniyle ölmekte ve yaşamlarının 22 yılını kaybetmektedirler. Dünya genelinde de tütün tek başına en çok ölüme neden olan sebeplerin başında gelmektedir. 2030 yılında, sigaranın en az yarısı 35-69 yaşları arasında olmak üzere, yılda 10 milyon kişiyi öldüreceği tahmin edilmektedir. 2030 yılında gelişmekte olan ülkeler, dünyadaki tüm tütün ölümlerinin % 70’inden sorumlu olacaklardır. Pek çok ölüm ve bir çok hastalık, sadece tütün içimi önlenerek azaltılabilir.

SİGARADA BULUNAN ZARARLI MADDELER VE ETKİLERİ

Sigara ve sigara dumanı, katran, karbonmonoksit ve nikotine ek olarak amonyak, arsenik, hidrojen siyanür, formaldehit ve metan gibi son derece zehirli olan 4.000’den fazla kimyasal madde içerir.

Sigara dumanında bulunan zararlı maddelerin bazıları

Gaz Fazında Olanlar

BİR ADET SİGARADAKİ MİKTAR

Partikül Fazında Olanlar

BİR ADET SİGARADAKİ MİKTAR

Karbonmonoksit

0.5-26 mg

Nikotin

0.06-2.3 mg

Karbondioksit

10-80 mg

Fenol

20-150 ug

Formaldehit

20-90 ug

Katekol

53 ug

Acrolein

3.2-15 ug

Anilin

100-1200 ng

Aseton

100-940 ug

2-Toluidin

32 ng

Piridin

32 ug

2-Naftilamin

4.3-27 ng

Hidrojen Siyanid

280-550 ug

Benzoantracen

20-70 ng

Nitrojen oksit

16-600 ug

Benzopyren

20-40 ng

Amonyak

10-130 ug

Quinolon

1.7 ug

N-Nitrosodimetilamin

0-40 ng

Nikel

0-600 ng

N-Nitrosopirolidin

0-110 ng

Polonyum 210

0.03-1 p

Vinil klorür

23 ug

İndol

4-20 ng

Hidrazin

32 ug

Arsenik

40-120 ng

Sigarada bulunan nikotin, eroin kadar bağımlılık yapma özelliği olan bir maddedir. Katran akciğerlere zarar verirken, karbonmonoksit kan dolaşımımıza girerek pıhtılaşmaya neden olur, atardamarların iç duvarlarına zarar verir ve kalp krizlerine neden olur. Sigaranın kadınlarda doğurganlığı azalttığı ve erkeklerde iktidarsızlığa yol açtığı ispatlanmıştır. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlardan sigara içenler, içmeyenlere oranla on kat daha fazla kalp krizi ve felç geçirme riskine sahiptir. Sigara içen ailelerin bebeklerinin düşük kiloda ve erken doğduğu kaydedilmiştir. Bu bebekler aynı zamanda diğer bebeklere göre daha çok ağlamakta ve daha az uyumaktadırlar. Sigara içenlerin çocuklarında bronşit, zatürre ve astım görülme ihtimali daha fazladır.

Sigaranın, başta akciğer kanseri olmak üzere lösemiye, dudak, ağız, dil, gırtlak, özofagus, pankreas, böbrek ve mesane kanserlerine, kronik bronşit ve amfizeme, koroner kalp hastalığına, serebrovasküler hastalığa yol açan faktörlerin en önemlilerinden birisi olduğu kanıtlanmış bir gerçektir.

Sigaranın neden olduğu kanser türleri

SİGARA DUMANI AKCİĞER KANSERİNE EK OLARAK AŞAĞIDA BELİRTİLEN KANSERLERE DE NEDEN OLUR

DUDAK VE AĞIZ KANSERİ

YUTAK KANSERİ

BURUN SİNÜSLERİ KANSERİ

GIRTLAK KANSERİ

AKCİĞER KANSERİ

YEMEK BORUSU KANSERİ

BÖBREK KANSERİ

MESANE (İDRAR TORBASI KANSERİ)

SERVİKS UTERİ (RAHİM AĞZI) KANSERİ

LÖSEMİ

PANKREAS KANSERİ

Düzenli bir şekilde sigara içenlerde 35-69 yaşları arasında görülen ölümlerin yaklaşık yarısı sigara yüzündendir. 35-69 yaşları arasında sigara nedeniyle ölen bir kişinin kaybettiği yaşam süresi 20-25 yıl olarak hesaplanmıştır. Sigaranın yaygın içildiği toplumlarda 65 yaş öncesi görünen koroner kalp hastalığı ve serebrovasküler hastalık ölümlerinin yaklaşık yarısı, akciğer kanseri ölümlerinin yaklaşık % 85-90’ı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ölümlerinin % 80’i sigara yüzündendir.

Sigaranın yol açtığı “koroner kalp hastalığı” Türkiye’de en çok öldüren hastalıktır. Koroner kalp hastalığı nedeniyle 65 yaş öncesi ortaya çıkan ölümlerin erkeklerde % 45’i, kadınlarda % 41’i sigara nedeniyledir. Türkiye’de erişkinleri en çok öldüren ikinci hastalık ise kanserdir.

SİGARAYI BIRAKMANIN FAYDALARI

Sürekli sigara içimi ile hastalığın tam olarak görülmesi arasındaki süre oldukça uzundur. Örneğin akciğer kanseri riski, sigara içme süresine doğrudan bağlıdır. Sonuç olarak akciğer kanseri görülme hızları, 20-30 yıl önceki sigara içme oranlarıyla açıklanabilmektedir.

Sigarayı bırakmak, kişinin sağlığında belirgin iyileşmeler sağlamakta, kalp krizi riski, bir-iki yıl içerisinde hızla gerilemekte ve akciğer kanseri riskini azalmaktadır. Sigara 35 yaş öncesi bırakıldığında, bırakanların yaşam beklentisi içmeyenlerle aynı düzeye yükselmektedir.

  • Sigarayı bıraktıktan 2  saat sonra nikotin vücudunuzu terk etmeye başlar,
  • 6 saat sonra kalp atış hızı ve kan basıncı düşmeye başlar,
  • 12 saat sonra sigara dumanından kaynaklanan zehirli karbonmonoksit kan dolaşımınızdan temizlenir ve ciğerlerinizin daha iyi çalışmasını sağlar.
  • 2 gün sonra tat ve koku duyularınız keskinleşir,
  • 2-12 hafta içinde kan dolaşımı iyileşir, bu da yürüme, koşma gibi fiziksel aktiviteleri kolaylaştırır,
  • 3-9 hafta sonra öksürme, nefes darlığı, hırıltı gibi problemler azalır ve akciğerleriniz güçlenir.
  • 5 yıl içinde kalp krizi riski yarı yarıya azalır,
  • 10 yıl sonra akciğer kanseri riski yarıya inerken kalp krizi riski hiç sigara içmemiş bir kişinin riskiyle aynı orana düşer.

SİGARANIN BAĞIMLILIK YAPICI ETKİSİ

Sigara kullanımı, deneme dönemi dışında, belirli bir düzenle her gün tekrarlanan bir madde kullanımıdır. Sigaradaki nikotinin bağımlılık yapıcı potansiyeli kanıtlanmıştır. Sigara içimini takiben, nikotin, insan beynini etkileyerek, kişiye ödül gibi gelen davranış değişikliklerine neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak kişi, sigara içme davranışını daha sık tekrarlamaya güdülenmekte ve daha sık sigara içmektedir. Bir tiryaki için arkadaşının elinde gördüğü bir sigara, masa üzerinde gördüğü bir sigara paketi, koşullu uyaran olabilir ve koşullu tepkiyi (hoşa giden etkileri) sağlayabilir.

Sigara içmeye başlayanların çoğu, günde kullandıkları sigara miktarını belirli bir düzeye varıncaya kadar sürekli artırırlar. Tüketimi arttırma dönemi, genellikle sigara kullanımının ilk 4-8 yılıdır. Günlük tüketimi arttırma eğiliminin nedeni, sigaranın (nikotinin) beklenen etkilerini elde edebilmek için giderek daha fazla sigaranın alınmasına ihtiyaç duyulmasıdır. Tiryakilerde tolerans her gece bir ölçüde kaybolmaktadır. Bu nedenle sabahın ilk bir sigarası, oluşturduğu etkiler yönünden, günün izleyen saatlerinde içilen sigaralardan farklıdır. Sigara tiryakilerinde sigaranın kesilmesi, kişiyi rahatsız eden belirtilerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Genel olarak yoksunluk tablosu veya sigara (nikotin) çekilmesi olarak tanımlanan bu durum, aşağıdaki gibi tanımlanmaktadır :

“En azından bir kaç haftadan beri her gün sigara kullanan birinde, nikotinin kesilmesini takip eden 24 saat içerisinde” aşağıdaki belirtilerin en az dördünün ortaya çıkması durumu :

  • Şiddetli Nikotin alma (sigara içme) arzusu
  • Çabuk sinirlenme, huzursuzluk
  • Sıkıntı hissi (anksiyete)
  • Dikkatin belirli bir konuya ya da uğraşa yoğunlaştırılmasında zorluk
  • Hareketsiz duramama (restlessnes),
  • İştahta artma ve kilo alma
  • Kalp atım hızında azalma

Toleransın aşırı oluşması ve yoksunluk belirtilerinin görülmesi, nikotin bağımlılığının fiziki bağımlılığı da içerecek boyuta yükseldiğini gösterir. Fiziki bağımlılık boyutu nedeniyle sigara bağımlılığı, eroin ve alkol bağımlılığına benzemektedir. Fiziki bağımlılarda sigara alınmadığında ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin sigara alınınca kaybolması, sigaranın bu nedenle de ödüllendirme işlevine aracılık yapmasını sağlar.

Yoksunluk belirtilerinin süresi, kişiden kişiye değişmektedir. En şiddetli yoksunluk tabloları 3-4 haftada sona erer. Yoksunluk belirtilerinin şiddeti, sigaranın kesilmesi öncesinde, günde içilen sigara miktarıyla, daha çok içenlerde ise daha şiddetli olacak şekilde ilişkili olduğu bildirilmiştir. Yoksunluk tablosu, maddenin ani olarak eksilmesine vücudun doğal tepkisidir.

Sigara bağımlılığının şiddetinin değerlendirilmesi Fagerstrom ölçeği ile yapılmaktadır.

Nikotin bağımlılığına ilişkin Fagerström testi (FTND)

Yüksekpuan şiddetli bağımlılığı göstermektedir.

Her gün genellikle kaç sigara içiyorsunuz 10 veya daha az 0
11 – 20 1
21 – 30 2
31 veya daha fazla 3
İlk sigaranızı uyandıktan ne kadar sonra içiyorsunuz? 5 dakika içinde 3
6 – 30 dakika 2
30 dakikadan daha sonra 1
Sigara içilmeyen yerlerde sigara içmemekte zorlanıyor musunuz? Hayır 0
Evet 1
Hangi sigaradan vazgeçmekte en çok zorlanırsınız? Sabah ilk içilen 1
Diğer 0
Günün ilk saatlerinde sonraki saatlere göre daha sık sigara içiyor musunuz? Hayır 0
Evet 1
Çok hasta olduğunuzda veya günün çoğunu yatakta geçirdiğinizde sigara içer misiniz? Hayır 0
Evet 1

SİGARAYI BIRAKMAK

  • Sigarayı bırakmak zor olabilir. Ancak şimdiye kadar sizin gibi pek çok kişi sigarayı bırakmayı başarmıştır.
  • Siz de sigarayı bırakabilirsiniz!
  • Sayısı devamlı artan sigarayı bırakmış kişilere siz de katılın.
Sigarayı bıraktığınızda;
  • Kalp hastalıkları, felç, kanser, amfisem veya bronşit gibi akciğer hastalıklarına yakalanma, ve sağlıksız bebek sahibi olma riskiniz azalacaktır,
  • Daha uzun ve sağlıklı bir yaşam için şansınızı artıracaksınız,
  • Elbiseleriniz, saçınız ve nefesiniz daha temiz kokacak,
  • Sigara almak için harcadığınız paradan tasarruf edeceksiniz,
  • Artık etrafınızdakileri rahatsız etmeyeceksiniz,
  • Sigaranızın dumanıyla, arkadaşlarınızın, ailenizin ve özellikle çocuklarınızın grip, soğuk algınlığı ve astıma yakalanmasına, kalp ve akciğer hastalıklarına yakalanma riskinin artmasına neden olmayacaksınız.

SİGARA KULLANAN HASTAYA YAKLAŞIM VE PSİKOSOSYAL TEDAVİ

Yapılan çalışmaları sigarayı bırakma üzerinde ki etkililiği en iyi kanıtlanmış iki tedavi yönteminin davranış danışmanlığı ve ilaç tedavisi olduğu bildirilmiştir. Özellikle danışmanlık ve ilaç tedavi kombinasyonunda en etkili sonuçlar elde edilmiştir. Hipnoz ve akupunktur gibi diğer yöntemlerin etkili olduğuna dair kanıt elde edilememiştir. Meta analizler hekimin bırakmayı önermesinin erişkinlerde bırakma hızında artış hatta 3 dakika gibi kısa bir sürede ek olarak kısa bir danışmanlık yapmasının çok daha fazla etkili olduğu gösterilmiştir.

TÜTÜN BAĞIMLILIĞININ PSİKOLOJİK TEDAVİSİ

Sigara içmenin nikotin ile ilişkili bedensel yönlerinin yanı sıra ruhsal ve davranışsal yönleri de olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Bu faktörler yeterince incelenmezse, nikotin yoksunluğu geçtikten sonra kişi tekrar sigaraya başlayabilir. Bedensel, ruhsal ve davranışsal faktörler birbirleriyle yakın etkileşim halindedir. Örneğin nikotine aşerme (fiziksel bağımlılık) ruhsal sıkıntı doğurabilir. Ruhsal sıkıntı ve depresyon nikotin isteğini artırabilir. Davranışsal faktörler, örneğin otobüs beklerken, çay veya kahve içerken sigara içmek gibi, sigara isteğini artırabilir. Çevrede içenlerin çok olması, içmeyi cesaretlendirici ortam, çevreye özenme veya uyum gibi çevresel faktörlerin de sigara içme nedenleri arasında olduğu unutulmamalıdır.

Gece uzunca bir süre nikotine maruz kalmayan  birey sabah uyandığında düşük bir kan nikotin düzeyine sahiptir. Buna bağlı olarak bir çekilme bulguları oluşur ve güçlü bir sigara içme isteği doğar. Bu nedenle günün ilk sigarası oluşturduğu etkiler nedeniyle  günün izleyen saatlerinde içilen sigaralardan farklıdır. Günün ilk sigaraları kalp atım sayısını arttırır, diz refleksinin şiddetini düşürür, duygulanım düzeyini hazza doğru yükseltir. Bağımlıların genellikle en hoşlandıkları sigara günün ilk sigarasıdır.

Sigara bağımlılarında sigaranın kesilmesi kişiyi rahatsız eden belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur. Genel olarak yoksunluk tablosu veya sigara (nikotin) çekilmesi olarak tanımlanan bu durum, nikotin alımıyla ya da sigara içimiyle geçer. Sigara veya nikotin çekilmesi belirtileri, sigara içilmesiyle birlikte geçer böylece kişi kendini sıkıntıdan kurtaran bir ödül almış olur. Nikotin çekilmesi içindeyken içilen sigaranın  hem sıkıntıdan kurtarıcı hem de keyif verici özelliği vardır. Dolayısıyla hem negatif pekiştirici hem de pozitif pekiştirici olarak işlev görür.

Hastanın bağımlılık kriterlerine göre planlanan psikolojik tedavide "baş etme becerileri", "öfke kontrolü" , "iletişim becerileri", aile görüşmesi relaks olmaya yönelik gevşeme egzersizleri, motivasyona yönelik çalışmalar ve değişik terapi yöntemleri uygulanabilir. En fazla kabul gören davranış tedavileridir. Beceri eğitimi, relaps önlenmesi, uyaran kontrolü, hızlı içme teknikleri kanıta dayalı davranış tedavi teknikleridir.

Beceri eğitimi, relaps önlenmesi tekniği; yüksek riskli durumların tanımlanması, bunlarla baş etmek için plan yapılması ve uygulama alanında davranışsal ve bilişsel başa çıkma yollarının öğretilmesini içerir.

Uyaran kontrolü tekniğinde ortamda sigara kullanımını tetikleyen faktörlerin ortadan kaldırılması amaçlanır.

Hızlı içme tekniğinde bulantı oluşana kadar sigara içmeleri önerilerek sigara içmenin hoş duygu değil de kötü duygular yaratan bir eylem haline dönüşmesi amaçlanır.

Sigara içenlerin yardımsız sigarayı bırakabilmeleri sadece %7,9 oranında mümkün olmaktadır. Nikotin yerine koyma tedavisi, sosyal ve davranış tedavi desteği, ilaç kombine tedavisi ile bu oran %35’lere çıkmaktadır

TÜTÜN BAĞIMLILIĞININ İLAÇLA TEDAVİSİ

Sigara kullana bir kişinin sağlığı için yapabileceği en faydalı şey sigarayı bırakmaktır. Yapılan çalışmalar sigara bırakma tedavisinde davranış danışmanlığı ve ilaç tedavisinin etkinliğini kanıtlamıştır. İlaç tedavisi olarak tüm dünyada klavuzlarda yer alan bu ilaçlar; nikotin yerine koyma tedavileri, bupropion ve vareniclin’dir. Hepsinin yan etkileri ve kullanılmaması  ya da dikkatli kullanılması gereken durumlar vardır.Bu ilaçlar reçete ile satılan dolayısıyla hekim tarafından yazılması ve hekim kontrolünde kullanılması gereken ilaçlardır. Sigara bırakma polikliniklerinde hekim hastasını ayrıntılı bir şekilde değerlendirmekte, tedavi konusunda gerekli bilgilendirmeyi yaptıktan sonra ilaç kullanıp kullanmayacağına ve hangi ilacı kullanacağına karar vermektedir.

Ülkemizde sigara bırakma  amacıyla kullanılan ilaçların yan etkilerini, kullanılmaması ya da dikkatli kullanılması gereken durumları gözden geçirelim:

Nikotin yerine koyma tedavisinin amacı, sigaranın bırakılmasını izleyen dönemde ortaya çıkan nikotin yoksunluk bulgularını gidermektir.. Ülkemizde bant, sakız ve dilaltı formları bulunmaktadır.  Nikotin Bantları ile uygulama yerinde oluşabilecek deri reaksiyonlarının yanı sıra, ürtiker, baş ağrısı, aritmi, taşikardi, bulantı,baş dönmesi, sersemlik, kas ağrıları, uykusuzluk, soğuk algınlığı benzeri bulgular, bulantı, nadir olarak karın ağrısı, hazımsızlık, öksürük, anormal rüya görme, artrit, kaygı bozukluğu, emosyonel değişiklikler, kabızlık ya da ishal, eklem ve sırt ağrısı ortaya çıkabilir. Kişi nikotin yerine koyma tedavisi sırasında sigara içmemelidir. Ayrıca gebelerde ve süt emziren kadınlarda, aktif ya da son birkaç hafta içinde kalp krizi geçirenlerde, nikotin yerne koyma tedavileri uygulanmamalıdır. Karaciğer ve böbrek yetmezliği, hipertroidi, hipertansiyon, tip I şeker hastalığı, böbreküstü bezi hastalıkları ve kalp yetmezliği olanlarda nikotin yerine koyma tedavisi kullanımı sırasında çok dikkatli olunması gerekmektedir.

Nikotin Sakızının  yavaş çiğnenmesi önerilmektedir, çünkü hızlı çiğnenmesi aşırı tükrük salgısına ve mide bağırsak sisteminde yan etkilerine yol açar. Nikotin sakızlarının yan etkileri, ağız, boğaz ve midede nikotin yutulmasına bağlı olarak ortaya çıkan bulantı, kusma, hazımsızlık, hıçkırık bazı geçici hafif bulgulardır.

Bupropion, depresyon tedavisinde sık kullanılan bir ilaçtır. Özellikle depresif bulguları olan sigara hastalarında tercih edilmektedir.En sık bildirilen yan etkiler,  baş ağrısı, uykusuzluk, bulantı ve ağız kuruluğudur. İlacın kullanımı sırasında deride kızarıklıklar ve kaşıntıda bildirilmiştir. Bupropion nadiren nöbet geçirmeye neden olabilir, sigara bırakma amacı ile kullanılan dozda nöbet gelişme olasılığı 1/ 1000 olarak bildirilmiştir.

Nöbet ve nöbet eşiğini düşüren ilaç ve alkol kullanımı veya kafa travması öyküsü veren olgularda, kontrolsüz hipertansiyonu,ağır karaciğer yetmezliği,  anoreksi ya da bulumia gibi yeme bozuklukları öyküsü olanlarda,18 yaş altı sigara içenlerde, hamilelerde, beyin tümörü olanlarda, bipolar hastalığı olanlarda, çok ağır siroz olgularında kullanılmaması gerekmektedir.

İlacın kullanımında dikkat edilmesi gereken durumlar ise antidepresan, antipsikotik gibi psikiyatri ilaçlarının, bazı kalp ilaçlarının ve sıtma ilaçları gibi nöbet eşiğini düşüren ilaçların da kullanıldığı durumlar, kafa travması öyküsü olanlar, alkoliklerdir.

Vareniklin sigara bırakmayı ilk kez deneyecek olguda direkt kullanılabileceği gibi, daha önce farklı preparatlarla sigarayı bırakmayı denemiş ancak nüks olmuş olgularda da yeni bir tedavi seçeneği olarak kullanılabilir. İlacın en sık bildirilen yan etkisi bulantı (%35.8) dır. Diğer yan etkiler uykusuzluk (% 22 ), anormal düşler (% 14.4), başağrısı  ( % 16.8) ve bağırsak sistemi yakınmalardır (% 22.5). Bu  yan etkilerinin görülme sıklığını azaltmak amacı ile ilaç ilk hafta düşük dozda başlanıp titre edilerek doz arttırılır. Yaşlılarda veya farklı ek hastalıkları olan olgularda  doz değişikliğine gerek yoktur. Diğer ilaçlarla etkileşim bildirilmemiştir. Vareniklinin yaygın olarak kullanımını takiben nöropsikiyatrik semptomları arttırabildiği konusunda uyarı ve olgu bildirimlerinin olması nedeni ile ilacın prospektüsüne vareniklinin nöropsikiyatrik bulguları arttırabileceği, ajitasyon, depresif durum, intihar eğilimi ve varolan psikiyatrik durumun kötüleşebileceği bilgileri eklenmiştir. Bu tür bulgular sigara içenlerde yaşanabildiği gibi nikotin yoksunluk bulguları çeken diğer olgularda da görülebilmektedir. Sigara bırakma davranışının kendiside bütün bu nöropsikiyatrik durumları ve intihar eğilimini arttırabileceğinden, bu tabloların ilaçtan mı ortaya çıktığı tartışılmaktadır. İlaç kullansın kullanmasın bütün sigara bırakma girişiminde bulunan olgular hekimi ve yakınları tarafından bu tür bulguların ve duygulanım farklılıkların oluşumu açısından yakından gözlenmelidir.  Vareniklinin şizofreni, bipolar hastalıklar ve major depresyon geçiren olgularda ancak psikiyatri uzmanlarının yakın takibi ile kullanımı önerilmektedir. İlacın dikkatte azalma ve görüntü bozukluğu yapabildiğinin bildirilmesini takiben özellikle uzun süre araç kullananlarda, ağır vasıta şöforlerinde pilotlarda ve hava trafik kontrolörlerinde kullanılmaması önerilir.

Gördüğümüz gibi sigara bağımlılığı tedavisi için kullandığımız ilaçların yan etkileri, kullanılmaması gereken ya da dikkatli kullanılması gereken durumları mevcuttur. FDA (Food and Drug Administration) bildirisinde bupropion ve vareniklinin ciddi nöropsikiyatrik bulgulara (davranış değişiklikleri, depresif duygudurum, intihar düşüncesi ve intihar girişimi) neden olabilme riski nedeniyle dikkatli kullanılmaları gerektiğini bildirmiştir. Ancak bu kadar çok sağlık sorunu ve ölüme neden olan sigara kullanımında tedavide elimizde bu ilaçların olması ve ulaşılabilirliği de son derece önemlidir. Dikkat edilmesi gereken bunların hekim kontrolünde kullanılması gerekliliğidir.

Sigara bırakma girişimi sırasında uygun yardım, destek ve öneriler ile tedavinizin gözden geçirilmesi, bırakma şansınızı neredeyse iki misli artırır.

BİR HAYAT KURTARIN – KENDİ HAYATINIZI !

NPİSTANBUL Sigara Bırakma Polikliniği Broşürünü indirmek için tıklayınız.