Adım Adım NPİSTANBUL
Ana Sayfa
Giriş
Uzmanlarımız
Acil Psikiyatri
Turuncu Klinik
Mavi Klinik
Pembe Klinik
Açık Klinik
Çocuk Psikiyatrisi Kliniği
Nöroloji Kliniği
Yumuşak Odalar
EKT Birimi
Yoğun Bakım Birimi
Nörobilim Merkezi
Nöropsikoloji Laboratuvarı
NPiSTANBUL Etiler
Toksikoloji Laboratuvarı
Ergoterapi Birimi
Grup Tedavi Birimi
Müzikle Tedavi Birimi
Yaz - Kış Bahçeleri
Konferans Salonu
Ziyaretçi Sayısı: 175916
Alemdağ Cad. Site Yolu No: 29
34768 Ümraniye / İstanbul
(TEM YOLU ÜMRANİYE KAVŞAĞI)
Tel: 0216 633 0 633
Faks: 0216 634 1 250
Bir NPGRUP Kuruluşudur
 
Açılış Sayfanız Yapın
Favorileriniz Arasına Ekleyin
TEŞEKKÜR
Hakkımızda Misyonumuz & Vizyonumuz İnsan Kaynakları İletişim

Ebru Sanatı
Suda erimeyen boyaların yoğunlaştırılmış su üzerine serpilerek nakışlı kağıt elde etme sanatına ebru denir. Ebru en eski Türk kağıt süsleme sanatlarındandır.
Çağatayca'da damarlı, dalgalı anlamına gelen "ebre" kelimesi bu sanatın bilinen ilk ismidir. Bu sanata Farsça bulut gibi, bulutumsu anlamına gelen "ebri" denilirken zamanla bu isim"ebru" olarak değişmiştir.
Kağıt üzerinde mermer dokusuna benzeyen damarlar görüldüğü için Avrupalılar "marbling paper" (mermer kağıdı) ya da "Turkish Marbling" demeyi tercih etmişlerdir.
Ebru, ciltçilikte yan kağıdı olarak, hat yazı levhalarının etrafına dış ve iç pervaz olarak, hat yazılarında zemin kağıdı olarak ve ferman kutularını kaplamada kullanılmasının yanı sıra devlet belgelerinde ve resmi yazışmalarda belgelerdeki tahrifatı önlemek amacıyla zemin olarak kullanılmıştır.


Tarihçesi:
Ebru sanatının hangi tarihten beri bilindiğini kesinlikle söylemek bugün için imkansızdır, bunun nedeni ebrucuların eserlerine imza ve tarih atmamış olmalarıdır. En eski ebru kağıdı 962 H. (1554) yılına ait Malik-i Deylemi'nin talik yazı ile hafif ebru üzerine yazdığı yazısıdır. Hafif ebru bu sanatta hemen varılacak bir aşama olmadığından ebru'nun daha eski tarihlere dayandığı söylenebilir.
İstanbul'da beşyüz yılı aşkın bir süredir icra edildiği bilinen ebru, 17. yüzyıldan itibaren tüccarlar tarafından Avrupa ve Amerika'ya götürülmüştür. Avrupa'da ebru tekniğinin öğrenilip uygulanmaya geçilmesine rağmen her zaman Türk ebruları tercih edilmiştir. Halen Batı müzelerinde birçok ebru sanatçımızın eserleri bulunmaktadır.
İstanbul'un bilinen en eski ebrucusu Şebek lakaplı Mehmet Efendi ve ebrunun tarihi seyri içinde canlı renklerle ebru yapmayı başaran ve adıyla anılan ebru çeşidini bulan ebrucu Ayasofya Camii hatibi Mehmet Efendi'dir
Matbu ebrunun icadı ebru ustalarının birer birer ebru yapmayı bırakmalarına neden olmuş ve bir süre bu sanat icra edilmemiştir, unutulmaya yüz tutmuştur.
Üsküdar'daki Özbekler Tekkesi'nin ilk şeyhi Sadık Efendi, Buhara'da iken öğrendiği ebru yapımını burada da icra etmiş ve oğlu Şeyh Hezarfen Edhem Efendi'ye öğretmiştir. Edhem Efendi gibi bir hezarfen olan öğrencisi Necmeddin Okyay da ustasından öğrendiği ebru sanatına çiçek motiflerini kazandırmıştır ve yeğeni Mustafa Düzgünman'a ebru yapımını öğreterek Türk ebrusunun bugüne ulaşmasına vesile olmuştur.
Mustafa Düzgünman, dayısı ve ustası olan Necmeddin Okyay'ın çiçek motiflerini islah etmiş ve ömrünü bu sanata adamıştır. Bugün ki ustalar onun öğrencisidir.


Neden Ebru?
İnsanın ebru sanatıyla ilişkisi diğer sanatlara göre manen daha fazladır ve ebru'nun pek çok terapi özelliği vardır.

  • Ebru, öncelikle sabrı ve kabullenmeyi öğretir.
  • Kontrolün tamamen ebru yapan kişide olmaması takıntıları azaltır.
  • Ebru, kişiyi rutin hayatından çıkarıp başka dünyalara götürür ve ruh dinginliği sağlar.
  • Ebru yapan kişi, o an ki duygu ve düşüncelerini, renk ve desen olarak dışa vurabilir.
  • Ebru yaparken kişi kendisini yeniden keşfedebilir, kendisiyle ilgili yepyeni bir bakış açısı kazanabilir.
  • Kişi dikkatini suya ve renklerin hareketine yoğunlaştırdığında gerginliği azalır.
  • Ebru yaparken zamanın nasıl geçtiği anlaşılmaz.
  • Ebru yaparken insanın aklına kötü bir şey gelmesi imkansızdır, çünkü statik değildir, hareket vardır, sudaki renk ve desenler sürekli değişir.
  • İnsanın oyun oynaması bir ihtiyaçtır, çocukluğunu neredeyse unutmuş olan yetişkinlere suyla ve renklerle oyun oynama fırsatı verir ebru.
  • Önemli olan sanatsal değeri olan bir ebru yapmak değil, hastanın bu süreçte zihnini, duygularını ve bedenini bütünleştirip stres ve endişeden uzaklaşıp rahatlamasıdır.
  • Üretmek ve ürettiğinin beğenilmesini kişinin özgüvenini arttırır.

Ebrunun rahatlatıcı özelliği kullanılan malzemenin tamamen doğal olmasından da kaynaklanır; su, toprak boyalar, gül dalı, geven dikeninin reçinesi olan kitre, sığır öd'ü, at kılı. Özellikle su; hareket eden su pozitif iyonlar yaydığından insanlar üzerinde olumlu etkileri vardır. Herkes deniz, göl kıyısında ya da akarsu kenarında huzur bulur, kendini dinlenmiş hisseder. Suyun görüntüsü kadar sesi de insanı rahatlatır. Eskiden darüşşifalarda mutlaka bir havuz ve fıskiye bulunurdu.

Ebru'nun Felsefesi
Şafak vakti ve gün batımında gökyüzünün kırmızı, sarı, lacivert ve mavi renklerin çeşitli tonları ile bulutlardan bir ebru oluşur. Sanatkarlar her an değişen bu semavi güzellikleri yeryüzünde ebru teknesinde yansıtmışlardı ve ebruyu ilahi güzelliğe ulaşma arzusu ile tasavvufi bir zevkle, ruh dinginliği ile icra ederlerdi.
Sanatkarın ebru yaparken benlikten uzaklaşan gönlü, ebru teknesinde şekillenmiş gibidir. Artık o zaman büyümeye başlayan ebru teknesi, derya kadar genişler ve kainata dönüşür.
Ebruda desenler ustasının mutlak iradesi dışında gelişir, yüzde yüz kontrol edilemez. Renkler kendi kendine bir külli irade oluşumu içindeyken yapılacak tek şey olup biteni izlemektir.
Sanatkarlar ebru teknesini "alem-i imkan" olarak idrak ederlerdi. Ebru, mikro ve makro alemlerden çıplak gözle göremediğimiz güzellikler sunar. Mars gezegeninden gelen bir görüntü, kan hücresinin, bitki ve taş kesitlerinin mikroskopla çekilen görüntüleri ebru teknesinde görülür.